Jump to content

Kur’an Mucizeleri - Beynin Önbölgesinin(alın) Görevi


Guest pantea

Önerilen Mesajlar

buradan şu sonuç çıkar,ilkokul 1.sınıfa başlayan bir çocuğa alfayi öğretmek yerine moleküler biyoloji ve genetik bilimini öğreterek başlamak daha mantıklı...
zaten arkadaş yazısına bunlar hikaye diyerek başlamış:) hikaye okur durursan burda verilen bilimsel gerçeklerde beyinde hikasye etkisi yapar...

 

bu verdiğim konuları çürütmenin tek yolu vardır aynı ölçüde bilimsel olarak kanıtlanmış deliller sunmak..yoksa susup oturmak yazılanları okumak mesele bu kadar basit...!!:)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

arkadaşım bilim var diyorsun kuranda bende diyorumki sperm demiş kaburga kemiğiyle bel kemiğinin arasından çıkmış diyor.sperm testisten gelir ve iki bölgenin anatomik olarak bağlantısı yoktur.daha ne istiyorsunki.sen süslü püslü aman şu ayet şu bilimsel veriyi çağrıştırmış hemen yazalım demeyle iş bitiyormu sanıyorsun.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

cevap ver yazdıklarıma aynı bilimsellikle ok diyeyim pardon kuran bilimiyle cevap ver.sperm nerden çıkar? kurana göre söyle sonra dinden çıkarsın.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

DİŞİ BAL ARISI

206.jpg

 

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. - Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)

Her arının çok fazla görevinin olduğu arı kolonilerindeki tek istisna erkek arılardır. Erkek arılar ne kovanın savunmasına, ne temizliğine, ne besin toplamaya, ne de petek veya bal yapımına bir katkıda bulunurlar. Erkek arıların kovan içindeki tek fonksiyonları kraliçe arıyı döllemektir. 66 Çiftleşme organları dışında diğer arılarda bulunan özelliklerin hemen hemen hiçbirine sahip olmadıkları için erkek arıların kraliçe arıyı döllemekten başka bir iş yapmaları da mümkün değildir.

Koloninin tüm yükü üzerinde bulunan işçi arıların ise, kraliçe arılar gibi dişi olmalarına rağmen yumurtalıkları gelişmemiştir, yani kısırdırlar. Kovanın temizliği, arı larvalarının ve yavrularının bakımı, kraliçe arı ve erkek arıların beslenmesi, bal yapılması, peteklerin inşası ve onarım işleri, kovanın havalandırılması, kovanın güvenliği, nektar (bal özü), polen (çiçek tozu), su, reçine gibi malzemelerin toplanması ve depolanması gibi görevleri vardır.

Arapçada iki çeşit fiil kullanımı vardır ve fiillerin bu kullanımlarından, öznenin erkek mi yoksa dişi mi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim yukarıdaki ayetlerde arı için kullanılan fiiller (altı çizili kelimeler), fiilin dişi için olan şekliyle kullanılmıştır. Böylece Kuran'da bal yapımında çalışan arıların dişi olduğuna işaret edilmektedir. 67

Unutulmamalıdır ki arılarla ilgili bu gerçeğin bundan 1400 sene önce bilinmesi mümkün değildir. Ama Allah bu gerçeğe dikkat çekerek Kuran'ın bir mucizesini daha bize göstermiştir.

cizgi.gif

BALDAKİ ŞİFA

[TABLE=class: resimalti, align: right]

[TR]

[TD]207.jpgYapılan klinik gözlemler ve deneysel araştırmalar sonucunda, balın antibakteriyel ve antienflamatuar özelliklere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bal, yaralardaki enfeksiyonun ve bu bölgedeki ölü hücrelerin ağrısız olarak temizlenmesinde ve yeni dokuların gelişmesinde son derece etkilidir. Balın ilaç olarak kullanılışından en eski tarihi yazıtlarda dahi bahsedilmektedir. Günümüzde de bilim adamları ve doktorlar balın yaraların tedavisindeki etkisini yeniden keşfetmektedirler.

20 yıldır bal araştırmasının öncülüğünü yapan ve Yeni Zelanda'daki Waikato Üniversitesi'nde biyokimya profesörü olan Dr. Peter Molan, balın antimikrobik özellikleri konusunda bir uzman olarak şöyle dejmektedir: "Gelişigüzel yapılan denemeler balın yanık yaralarındaki enfeksiyonu kontrol etmede, hastanelerde çoğunlukla antibakteriyel merhem olarak kullanılan gümüş sülfadiazinden daha etkilidir ve yeni dokuların gelişimini harekete geçirmektedir." 68

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)

Bal, yukarıdaki ayetlerde vurgulandığı gibi, "insanlara şifa" olma özelliği taşımaktadır. Bilimde en ön sıraları alan ülkelerde, balın insan sağlığı açısından öneminden ötürü, arıcılık ve arı ürünleri artık başlı başına bir araştırma dalı olmuştur. Balın yararları genel hatlarıyla şöyle sıralanabilir:

Kolayca sindirilir: İçindeki şekerlerin bir başka cins şekere (fruktozun glikoza) dönüşebilme özelliği sayesinde bal, yüksek miktarda asit içermesine rağmen, en hassas mideler tarafından bile kolaylıkla sindirilir. Aynı zamanda bağırsakların ve böbreklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olur.

Süratle kana karışır; hızlı bir enerji kaynağıdır: Bal ılık suyla karıştırıldığında 7 dakika içinde kana karışır. İçerdiği serbest şekerlerden dolayı beynin çalışması kolaylaşır. Bal, fruktoz ve glikoz gibi basit şekerlerin doğal bir karışımıdır. Yapılan son araştırmalara göre, şekerlerin bu kendine has karışımı yorgunluğun giderilmesinde en etkili yöntemdir ve atletik performansı artırmaktadır.

Kan yapımına destek olur: Bal, kan yapımı için vücudun gereksinim duyduğu enerjinin önemli bir bölümünü karşılar. Ayrıca kanın temizlenmesine de yardımcı olur. Kan dolaşımını düzenleyici ve kolaylaştırıcı yönde etkisi vardır. Damar sertliğine karşı önemli bir koruyucudur.

Antimikrobiktir: Antimikrobik etmenler belirli bakterilerin, mayanın ve küfün büyümesine engel olur. Balın, bakterinin barınmasına olanak tanımayan özelliği "inhibine etki" olarak adlandırılır. Balın antimikrobik olmasını sağlayan pek çok sebep vardır. Bunların arasında, mikroorganizmaların, büyümek için ihtiyaç duydukları su miktarını sınırlayan yüksek şeker içeriği, yüksek asit oranı (düşük pH), bakterileri büyümeleri için ihtiyaç duydukları nitrojenden mahrum bırakan içeriği sayılabilir. Balda hidrojen peroksit bulunması ve balın içerdiği antioksidanlar da bakterinin çoğalmasına engel olur.

Antioksidandır: Sağlıklı yaşamak isteyen herkesin özellikle antioksidan tüketmesi gerekir. Antioksidanlar, hücrelerde normal metabolizmanın zararlı yan ürünlerini temizleyen bileşenlerdir. Bunlar gıdaların bozulmasına yol açan ve birçok kronik hastalığa sebep olan yıkıcı kimyasal tepkimeleri yavaşlatabilen elementlerdir. Uzmanlar antioksidan bakımından zengin besinlerin kalp hastalıkları ve kanser gibi hastalıkları önleyebileceğine inanmaktadırlar. Balın içeriğinde de güçlü antioksidanlar mevcuttur: Pinocembrin, pinobaxin, chrisin ve galagin. Bunlardan pinocembrin, yalnızca balda bulunan bir antioksidandır. 69

Vitamin ve mineral deposudur: Bal, fruktoz ve glikoz gibi şekerlerin yanı sıra magnezyum, potasyum, kalsiyum, sodyum klorür, kükürt, demir ve fosfor gibi mineralleri de içerir. Nektar ve polen kaynaklarının niteliklerine göre değişmekle birlikte, balda B1, B2, C, B6, B5 ve B3 vitaminleri bulunmaktadır. Ayrıca bakır, iyot, demir ve çinko da az miktarlarda bulunur.

Yaraların tedavisinde kullanılır: - Yaraların tedavisinde kullanıldığında, balın havadan nem çekebilme özelliği, iyileşmeyi hızlandırarak yara izi kalmasını önler. Çünkü bal, yaranın üzerini kaplayan yeni deriyi oluşturan epitel hücrelerin büyümesini hızlandırır. Böylece büyük yaralarda bile bal kullanıldığında doku nakli yapılması ihtiyacı ortadan kalkar.

- Bal, iyileşme sürecine dahil olan dokuları yeniden büyümeleri için uyarır. Yeni kılcal damarların oluşumunu hızlandırarak, derinin daha derindeki bağ dokusunun yerini alan fibroblastların büyümesini teşvik eder ve iyileşmenin gücünü artıran kolajen liflerinin üretimini hızlandırır.

- Balın, yaranın etrafındaki şişkinliği azaltan antienflamatuar bir etkisi vardır. Bu, kan dolaşımını artırır; böylece iyileşme süreci hızlanmış olur ve hissedilen acı azalır.

- Bal, yaranın altındaki dokulara yapışmaz; bu nedenle pansuman sırasında yeni oluşan dokuların yırtılması ve acı söz konusu olmaz.

- Ayrıca balın daha evvel belirttiğimiz antimikrobik etkisinden ötürü, bal enfeksiyon oluşmasını önleyen koruyucu bir engel oluşturur. Mevcut enfeksiyonu da yaralardan hızla temizler. Bakterilerin antibiyotik dirençli özelliklerine karşı bile etkilidir. Antiseptiklerin ve antibiyotiklerin tersine, yaradaki dokuların üzerinde olumsuz etkiler oluşmaz. 70

Bu bilgilerden de anlaşılacağı gibi bal, "şifa" yönü son derece güçlü bir besindir. Kuşkusuz bu da, sonsuz kudret sahibi Allah'ın indirmiş olduğu Kuran'ın mucizelerinden biridir. Yandaki tabloda balın besin değeri açısından incelemesi görülmektedir:

[TABLE=align: center]

[TR]

[TD][TABLE]

[TR]

[TD=class: hygbold]Besin değerleri

[/TD]

[TD=width: 21%][/TD]

[TD=width: 41%][/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=width: 38%][/TD]

[TD=class: hygbold, width: 21%]

1 porsiyondaki

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

100 gr.'daki

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=width: 38%][/TD]

[TD=class: hygbold, width: 21%]

ortalama miktar

[/TD]

[TD=class: hygbold, width: 41%]

ortalama miktar

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Su

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

3.6 gr

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

17.1 gr

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Toplam karbonhidratlar

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

17.3 gr

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

82.4 gr

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Fruktoz

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

8.1 gr

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

38.5 gr

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Glikoz

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

6.5 gr

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

31.0 gr

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Maltoz

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

1.5 gr

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

7.2 gr

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Sakaroz

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

0.3 gr

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

1.5 gr

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD][TABLE]

[TR]

[TD=class: baslik2]Besinsel İçerik

[/TD]

[TD=width: 21%][/TD]

[TD=width: 41%][/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Toplam kalori (kilokalori)

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

64

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

304

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Toplam kalori (kilokalori) (Yağ olarak)

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

0

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

0

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Toplam yağ

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

0

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

0

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Doymuş yağ

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

0

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

0

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Kolestrol

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

0

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

0

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Sodyum

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

0.6 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

2.85 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Toplam karbonhidrat

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

17 gr

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

81 gr

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Şeker

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

16 gr

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

76 gr

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Diyet lifler

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

0

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

0

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Protein

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 21%]

0.15 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 41%]

0.7 mg

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD][TABLE]

[TR]

[TD=class: baslik2]Vitaminler

[/TD]

[TD=width: 22%][/TD]

[TD=width: 40%][/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]B1 (Tiamin)

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

< 0.002 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

< 0.01 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]B2 (Riboflavin)

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

< 0.06 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

< 0.3 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Nikotinik asit

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

< 0.06 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

< 0.3 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Pamtothenik asit

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

< 0.05 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

< 0.25 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]B6 vitamini

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

< 0.005 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

< 0.02 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Folate

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

< 0.002 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

< 0.01 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]C vitamini

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

0.1 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

< 0.5 mg

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD][TABLE]

[TR]

[TD=class: baslik2]Mineraller

[/TD]

[TD=width: 22%][/TD]

[TD=width: 40%][/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Kalsiyum

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

1.0 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

4.8 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Demir

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

0.05 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

0.25 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Çinko

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

0.03 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

0.15 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Potasyum

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

11.0 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

50.0 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Fosfor

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

1.0 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

5.0 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Magnezyum

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

0.4 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

2.0 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Selenyum

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

0.002 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

0.01 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Bakır

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

0.01 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

0.05 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Krom

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

0.005 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

0.02 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]Manganez

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

0.03 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

0.15 mg

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti, width: 38%]ASH

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 22%]

0.04 mg

[/TD]

[TD=class: resimalti, width: 40%]

0.2 gr

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD=class: resimalti]

10-13 Eylül 2000 tarihlerinde Avustralya'nın Melbourne şehrinde yapılan "Dünya Birinci Yara Tedavisi Kongresi"nde, enfeksiyonlu yaraların tedavisinde balın kullanılması konuşuldu. Toplantı şu yorumlar çerçevesindeydi:

"Birçok antibakteriyel madde bakteriden dolayı enfeksiyon kapmış yaraların tedavisinde antibiyotiklere direnç gösterirler. Bu durum önemli bir tıbbi sorun oluşturur. Aynı şekilde birçok doğal madde de yaraların tedavisinde etkili değildir. Ancak bal çok farklıdır, yaralı dokuların tedavisindeki kullanımı 4 bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Balda çok güçlü anti-bakteriyel aktiviteler mevcuttur; dolayısıyla yaralardaki enfeksiyonun temizlenmesinde ve yaraların enfeksiyondan korunmasında çok etkilidir."

71

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[TABLE=align: center]

[TR]

[TD]

[/TD]

[TD]

[/TD]

[TD]

[/TD]

[TD]

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD][/TD]

[TD][/url]

[/TD]

[TD][/TD]

[TD]

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD]

[/TD]

[TD]

[/TD]

[TD]

[/TD]

[/TR]

[TR]

[TD][/TD]

[TD]

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

10.gif

66) Hayvanlar Ansiklopedisi-Böcekler, C.B.P.C. Publishing Ltd./Phoesbus Publishing Company, İstanbul, 1979, s. 97.11.gif

67) Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles in the Qur'an, Crescent Publishing House, New York, USA, 1998, ss. 68-69.11.gif

68) Newswise: news for journalists, press release distribution for public relations National Honey Board, 1-Aug-0011.gif

69) http://www.nutritionfarm.com/health_news/1998/antioxidants4.htm; Journal of Apicultural Research, 1998, 37:221-225; http://www.sciencenews.org/sn_arc98/9_12_98/Bob1.htm11.gif

70) ET 1/2000: Honey as medicine - Australia produces a world's first!11.gif

71) Honey News11.gif[TABLE=align: center]

[TR]

[TD][/TD]

[/TR]

[/TABLE]

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
arkadaşım bilim var diyorsun kuranda bende diyorumki sperm demiş kaburga kemiğiyle bel kemiğinin arasından çıkmış diyor.sperm testisten gelir ve iki bölgenin anatomik olarak bağlantısı yoktur.daha ne istiyorsunki.sen süslü püslü aman şu ayet şu bilimsel veriyi çağrıştırmış hemen yazalım demeyle iş bitiyormu sanıyorsun.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

cevap ver yazdıklarıma aynı bilimsellikle ok diyeyim pardon kuran bilimiyle cevap ver.sperm nerden çıkar? kurana göre söyle sonra dinden çıkarsın.

 

ne güzel çürütmüşsün işte Kuranı daha ne...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

MİKROSKOBİK HAYATIN VARLIĞI

202.jpgYerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir. (Yasin Suresi, 36)

 

... daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır? (Nahl Suresi, 8)

 

Yukarıdaki ayetlerde, Kuran'ın indirildiği dönemde insanların bilmediği hayat formlarının olduğuna işaret edilmektedir. Nitekim mikroskobun keşfi ie birlikte insan gözünün göremediği küçüklükte yeni canlılar keşfedilmiştir. Böylece Kuran'da dikkat çekilen, bu canlıların varlığı hakkında insanlar bilgi sahibi olmaya başlamışlardır. Çıplak gözle görülemeyen ve genellikle tek bir hücreden ibaret olan mikro canlıların varlığına işaret eden diğer ayetler ise şöyledir:

... Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır. (Sebe Suresi, 3)

 

... Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)

Yeryüzünün her yanına yayılmış olan bu gizli dünyanın üyeleri yani mikroorganizmalar, yeryüzündeki hayvanların 20 katı kadardırlar. Gözle görülmeyecek kadar küçük bu mikroorganizmalar topluluğu, bakteriler, virüsler, mantarlar, su yosunları ve akarlardan oluşur. Bu mikrocanlılar, yeryüzündeki yaşam dengesinin önemli bir unsurudur. Örneğin Dünya üzerinde yaşamın oluşumunu sağlayan temel öğelerden bir tanesi olan azot döngüsü, bakteriler tarafından sağlanır. Bitkilerin topraktaki mineralleri alabilmelerini sağlayan en önemli unsur ise kök mantarlarıdır. Salata veya et gibi nitrat içeren besinlerden zehirlenmemizi ise dilimizde bulunan bakteriler önler. Aynı zamanda bazı bakteriler ve algler, dünyada canlılığın var olmasının temel unsuru olan fotosentez yapabilme yeteneğine sahiptirler ve bu görevi bitkilerle paylaşırlar. Bazı akar türleri organik maddeleri parçalayarak besinleri bitkilerin kullanabileceği hale dönüştürebilirler. Görüldüğü gibi ancak teknolojik aletlerle hakkında bilgi edinebildiğimiz bu küçük canlılar, insan yaşamı için vazgeçilmez öneme sahiptirler.

Kuran'da asırlar öncesinden gözle gördüğümüz alemlerin dışında da canlılar olacağına dikkat çekilmesi, kuşkusuz Kuran'ın bir başka mucizesidir.

10.gif

 

HAYVAN TOPLULUKLARININ VARLIĞI

203.jpgYeryüzünde hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın... (Enam Suresi, 38)

Günümüzde hayvan ve kuş ekolojilerinde yapılan incelemeler sonucunda, tüm hayvanların ve kuşların ayrı topluluklar halinde yaşadıkları bilinmektedir. Uzun süreli ve kapsamlı araştırmalar sonucu hayvanlar hakkında elde edilen bilgiler, hayvanlar arasında oldukça sistemli bir sosyal düzen olduğunu ortaya koymuştur.

 

Örneğin sosyal hayatları ile bilim adamlarını hayrete düşüren bal arıları, koloniler halinde ağaç kovuklarında veya benzeri kapalı mekanlarda kendilerine yuva yaparlar. Bir arı kolonisi, bir kraliçe, birkaç yüz erkek ve 10-80 bin işçi arıdan oluşur. Daha önce de değindiğimiz gibi, arı kolonilerinin her birinde sadece bir kraliçe bulunur ve kraliçenin temel görevi yumurtlamaktır. Bundan başka, koloninin bütünlüğünü ve kovandaki sistemin işleyişini sağlayan önemli maddeler de salgılar. Erkeklerin ise tek fonksiyonları kraliçeyi döllemektir. Kovanda petek örme, yiyecek toplama, arı sütü üretme, kovan ısısını düzenleme, temizlik, savunma gibi akla gelebilecek tüm işleri ise işçi arılar yaparlar. Arı kovanındaki hayatın her aşamasında bir düzen vardır. Larvaların bakımından, kovanın genel ihtiyaçlarının teminine kadar her görev hiç aksamadan yerine getirilir.

204.jpgKarıncalar da dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip olmalarına rağmen, teknoloji, kollektif çalışma, askeri strateji, gelişmiş iletişim ağı, hiyerarşik düzen, disiplin, kusursuz bir şehir planlaması gibi pek çok alanda insanlara örnek olacak bir düzen sergilerler. "Koloniler" denen topluluklar halinde yaşayan karıncalar, öylesine gelişmiş bir düzen içindedirler ki, bu açıdan insanlarınkine benzer bir uygarlığa sahip oldukları bile söylenebilir.

 

Karıncalar besinlerini üretip depolarken, yavrularını gözetir, kolonilerini korur ve savaşırlar. Hatta "terzilik" yapıp, "tarım"la uğraşan, "hayvan yetiştiren" koloniler bile vardır. Aralarında çok güçlü bir iletişim ağı bulunan bu hayvanlar, toplumsal örgütlenme ve uzmanlaşma açısından bakıldığında, hiçbir canlı ile kıyaslanamayacak üstünlüktedirler.

Topluluk halinde yaşayan hayvanlar düzenli yaşantılarının yanı sıra tehlikeye de birlikte karşı koyarlar. Örneğin küçük kuşlar, doğan veya baykuş gibi yırtıcı kuşlar bölgelerine girdiklerinde topluca bu hayvanların çevresini sararlar. Bu arada çevredeki diğer kuşları da bölgeye çekmek için özel bir ses çıkartırlar. Küçük kuşların topluca gösterdikleri saldırgan hareketler, yırtıcı kuşları genellikle bölgeden uzaklaştırır. 72

Birarada uçan bir kuş sürüsü de aynı şekilde tüm sürü üyeleri için bir koruma sağlar. Örneğin sürü halinde uçan sığırcıklar aralarında geniş bir mesafe bırakarak uçarlar. Ancak bir doğan gördüklerinde aralarındaki boşlukları kapatırlar. Böylelikle doğanın sürünün ortasına dalmasını zorlaştırırlar, doğan bunu yapsa bile kanatlarını sakatlar ve avlanamaz. 73 Memeli hayvanlar da sürülerine bir saldırı olduğunda, toplu olarak hareket ederler. Örneğin zebralar düşmanlarından kaçarken yavrularını sürünün ortasına alırlar. Yunuslar da hep grup halinde gezerler ve en büyük düşmanları olan köpekbalıklarına karşı grupça karşı koyarlar. 74

Hayvanların sosyal hayatları ile ilgili verilebilecek sayısız örnek ve çok fazla detay vardır. Hayvanlarla ilgili elde edilen bu bilgiler, uzun yıllar boyunca yapılan kapsamlı araştırmalar neticesinde elde edilebilmiştir. Görüldüğü gibi her alanda olduğu gibi hayvanlarla ilgili Kuran'da verilen bilgiler de, onun Allah'ın sözü olduğunu göstermektedir.

10.gif

 

BESİN DÖNGÜSÜ

[TABLE=class: resimalti, align: right]

[TR]

[TD]

205.jpg

Şemada canlandırıldığı gibi ölen bitki ve hayvanlar bakteriler tarafından ayrıştırılarak minerallere dönüştürülürler. Toprağa karışan bu organik artıklar da bitkilerin temel besin kaynağını oluştururlar. Dolayısıyla bu besin döngüsü tüm canlılar için hayati önem taşımaktadır.

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

 

Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır. O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz? (Enam Suresi, 95)

Yukarıdaki ayette Kuran'ın indirildiği dönemde bilinmesi mümkün olmayan bir besin döngüsüne dikkat çekilmiştir.

Bir canlı öldüğünde, mikroorganizmalar onu süratle parçalarlar. Böylece ölü beden organik moleküllere ayrışmış olur. Bu moleküller toprağa karışarak, bitki ve hayvanların, dolayısıyla da insanların temel besin kaynağı olur. Eğer bu dönüşüm olmasa hayat da mümkün olmazdı.

Bakteriler de canlıların ihtiyacı olan mineral ve besinleri hazırlamakla sorumludurlar. Kış boyunca neredeyse ölü olan bitki ve hayvanların yazın tekrar canlanırken ihtiyaç duyacakları tüm besin ve mineraller, kışın bakterilerin yaptığı faaliyetler ile sağlanır. Kış boyu bakteriler, organik atıkları yani hayvan ve bitki ölülerini ayrıştırarak minerallere dönüştürürler. 75 Böylelikle canlılar baharda uyandıklarında besinlerini de hazır olarak bulurlar. Bakteriler sayesinde hem bulundukları ortamda bir "bahar temizliği" yapılmış, hem de yazın yeniden canlanan doğa için yeterli miktarda besin hazırlanmış olur.

Görüldüğü gibi ölen canlılar, yeni canlıların hayat bulmasında birinci dereceden rol oynarlar. Böylelikle Allah'ın ayette "diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır" ifadesiyle dikkat çektiği bu dönüşüm en mükemmel şekilde gerçekleşmiş olur. Kuran'da böylesine detay bir bilgiye asırlar öncesinden dikkat çekilmesi, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun delillerinden biridir.

 

72) Edward O. Wilson, Sociobiology: The New Synthesis, The Belknap Press of Harvard University Press, England, 1975, s. 123.uparrow.gif

73) Russell Freedman, How Animals Defend Their Young, s. 69. uparrow.gif

74) Russell Freedman, How Animals Defend Their Young, ss. 66-67. uparrow.gif

75) Bilim ve Teknik, Mayıs 1987, sayı 234, s. 17.uparrow.gif

[TABLE=align: center]

[TR]

[TD][/TD]

[/TR]

[/TABLE]

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ilk olarak bunlar Allah'ın ayetleridir ve hiç bir dinin kutsal saydıklarıyla bu şekilde alay edilmez

ikinci yine Hz.Muhammaed (s.a.v) müslümanların peygamberidir O'nuda bu şekiilde amipten haberi yok diye aşağılayamazsın

 

Tarık suresi 7. Ayet'e gelince

(O sıvı), omurga ile göğüs kafesi arasından (orada bulunan iki sinir merkezinin organize çalışması sonucu) çıkar.

Tarık Suresi 7. ayet hakkında kafama devamlı vesvese geliyor. Ayetin anlamının modern bilimle çeliştiğini söyleyen inkarcılar, meninin testisten çıktığını söylüyorlar. Buradaki sırt ve göğüs kafesi kelimeleriyle ne anlatılmak isteniyor? Ayetin tefsiri ve yorumu hakkında internette pek çok yorum var. Ayetin gerçek anlamı ve tefsiri hakkında bana tatmin edici bir cevap verirseniz sevinirim.

Ki omurga ile göğüsler arasından çıkar.

Bu tanımda, meninin yahut yumurta hücresinin çıkış yerleriyle ilgili bir işaret görülmemektedir. “Omurga” veya “sertlik” gibi anlamlara gelen sulb sözcüğüyle baba, “göğüsler” anlamına gelen terâib sözcüğüyle de anne bedenlerinin üremeyle ilgili nahiyelerinin kastedilmiş olabileceği dikkate alınırsa, son derece nezih bir ifade ile ve dikkatleri sözün asıl amacına yönlendirecek şekilde, cinsel birleşmenin kastedildiği anlaşılabilir.

 

İnsanın sulb ile teraib arasından çıkan suyun bir cüzünden yaratıldığını düşünüp kendisini böyle hakir bir sudan yaratan Allah'ın onu döndürmeğe de yani öldükten sonra yeniden yaratmağa da kadir olduğunu anlaması emredilmiştir.

 

Sulb ve teraib üzerinde iki görüş vardır. Birincisine göre ikisi de erkektedir. Sulb, erkeğin bel kemiği, teribenin çoğulu olan teraib ise alttan dörder kaburga kemiğidir. İşte insanın cinsel cihazları, bedenin bu ana iskeleti arasında kalır. İnsan bu ana kemikler arasında bulunan cihazlardan tazyikle atılan suyun bir parçasından yaratılır.

"Sulb ile göğüs kemikleri arası" tabiri, hakikat ve kinayesiyle bütün iç organları ve üreme aygıtını kapsayan ve sinirleri hatta bütün vücudu ve hatta birleşmeyi ifade eden son derece kapsamlı ve bu konuda bütün sırları içine alan en güzel bir tabirdir.

İkinci görüşe göre ise sulb erkeğe, teraib kadına aittir. Yani insanın, erkeğin sülbü ile kadının teraibi arasından çıkan bir sudan, yahut her ikisinin sulb ve teraibi arasından çıkan bir sudan yaratıldığı anlaşılmıştır.

 

Birinci ihtimale göre insan erkekten atılan bir meniden yaratılmaktadır. ki insanın cinisini belirleyen de, erkekten atılan meninin milyonlarca parçalarından biri olan meni parçacığıdır. İkinci takdirde de insanın, menideki sperm ile kadındaki yumurtanın birleşmesinden yaratıldığı anlatılmış olur. Özellikle "Hulike min main dafik" ayetinde bir incelik vardır ki o da insanın o tazyikle atılan suyun tamamından değil, bir parçasından yaratıldığı anlatılmaktadır ki gerçekte insan atılan meni içerisindeki milyonlarca spermden sadece birinin, yumurtayı aşılamasıyle yaratılmağa başlar.

 

Râzi'nin naklettiği gibi burada bazı inkarcılar Kur'ân'da böyle "atan su"dan bahsedilerek "Sulb ve göğüs kemikleri arasından çıkar." diye nitelenmesini tenkit etmişler ve demişlerdir ki:"Sulb ve göğüs kemikleri arasından çıkar." denilmekten maksat, meni bu yerlerden ayrılır, yani dediğiniz gibi husyelerden sulbe doğru oluşur demek ise öyle değildir. Çünkü o, kanın fazlasından doğup oluşur ve bedenin bütün cüzlerinden ayrılır. Hatta her uzuvdan o uzvun huyunu ve özelliğini alır da ondan onların, yani o uzuvların benzeri doğmaya elverişli olur. O'nun için görülür ki, cinsel ilişkide aşırı gidenin bütün uzuvlarını zayıflık kaplar. Eğer maksat, meninin en önemli cüzleri burada oluşur demek ise, bu da zayıftır. Çünkü meninin en önemli cüzleri dimağda gelişir. Bunun delili de meninin görünüşte dimağa benzemesidir. Bir de onu çok harcayanın önce gözlerinde zayıflık ortaya çıkar. Eğer maksat, meninin karar kılıp kaldığı yer burasıdır demek ise bu da zayıftır. Çünkü onun kaldığı yer meni damarlarıdır. Bunlar ise hayalardan itibaren birbirine girmiş girift damarlardır. Eğer maksat, meninin çıkış yeri buradadır demek ise bu da zayıftır. Zira his gösteriyor ki durum öyle değildir.

 

Yukarıdaki açıklamalardan sonra bu itirazların haksız yere söylenmiş safsatalardan ibaret olduğunu anlamak kolay olur. Bunda sade dimağ işinden ve bir de aşırı gitmenin zararından bahis itibarıyla iki fayda varsa da bunları vesile edinerek yapılan itirazlar boştur ve "sulb ile göğüs kemikleri arasından çıkış" sözünün ifade ettiği mânânın kapsamından gafil olmaktır.

 

okuman bir hikaye de ben ekledim

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Benzer Konular

    • Kuran'da Düz Dünya

      Bu konuda onlarca makale yayınlandı, yazıldı, çizildi. Tv programları, Youtube'da konuya ilişkin sözde hep çürütülen yüzlerce videolar mevcut. Bu sefer İslami kesimi ayrılığa iten bu konuya Kuran-ı Kerim'i ele alarak yazalım. İslam kitabında dünya küre değil düz olarak geçmektedir. Makalenin devamında ayetleri ve tefsirlerini tek tek yazacağım. Bunları da diyanetin sitesinden ekleyeceğimi en başta belirtirim. Bakalım Kuran'da dünya hangi şekildeymiş göreceğiz! Çünkü birisi çıkıp Kurana göre "dün

      , Yer: Diğer Din ve İnanışlar

    • Beynin Evrimi Ve Tanrıların Ortaya Çıkışı / E. Fuller Torrey

      Dünyanın her yerinden dinler ve mitolojiler Tanrı’nın ya da tanrıların insanları yarattığını öğretirken ateist, hümanist ve materyalist eleştiri dinin bir insan icadı olduğunu ileri sürerek teolojiyi baş aşağı çevirir. Bu kitapta, E. Fuller Torrey, temel soruya verdiği yanıtla tanrıların kökenini insan beynine yerleştiriyor ve dinî inancın evrimin bir yan ürünü olduğunu ileri sürüyor. İlk olarak Charles Darwin tarafından ileri sürülen bir fikri temel alan Torrey, tanrıların ortaya çıkışının çe

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Nübüvvet Mührü Sırları Ve Mucizeleri

      Peygamber Efendimiz ( s.a.v ) 20 Nisan Pazatesi günü sabahı 571 yılında Mekkede doğdu O doğmadan önce Arabistan da müthiş bir kıtlık vardı.Her taraf kıtlıktan yıkılıyordu.İşte tam o sırada mucize oldu.bir bolluk ve zenginlik kumlardan sanki nimet fışkırıyordu.bolluk akıyordu.Kainatın Efendisi doğdu.Ticaret canlandı piyasa hareketlendi. peygamber efendimizin kürek kemikleri arasında bıldırcın yumurtası büyüklüğünde nübüvvet mührü yazılıydı.   Hatem-i nübüvvet: "Allahü vahdehü la şerike le

      , Yer: Havas & Hüddam

×
×
  • Yeni Oluştur...