Jump to content

Kayıp Uygarlıkların Kökeni


Guest natilyus81

Önerilen Mesajlar

Aztek, İnka, Maya, Mısır, Paskalya, Uygur, Tibet, Anadolu uygarlıkları arasındaki benzerlikler ve eserler bu kültürün tek bir kaynaktan çıkıp tüm dünyaya yayılmış olduğunu düşündürmektedir. Bu kültür Güneş İmparatorluğu Mu’nun kültürüdür.

Özellikle son yüzyıla bakacak olursak neredeyse bütün önemli adımların bu süreçte yapıldığını ve gelişimin çok daha hızlı artarak ilerlediğini görüyoruz. O zaman insanoğlunun sadece günümüzün uygarlığını yaratmış olduğunu düşünmek bencillik olmuyor mu? Bu soruların yanıtlarını belki de günümüz uygarlığının temel taşlarının çok daha eskilerde atıldığı varsayımıyla açıklamak mümkün olacaktır. İnsanlığın karanlık ve yok olan bir tarihinde yaşayan uygarlıklar izlerini, gizemli mesajlarının seslerini, okyanusun derinliklerinden bizlere ulaştırmaya çalışıyor olmasın sakın?

Churchward’ın yaptığı araştırmalar bundan 70.000 yıl belki de daha eskiye dayanan ve bugünkü dünyasal konumu itibariyle Pasifik Okyanusu’nu kaplayan bir kıtadan bahsedilir. Bu ana kıtaya Mu adı verilmişti. Mu bir rahip kral tarafından yönetilmekte kendisine "Ra Mu" denilmekteydi. Mu’nun sembolü tek tanrıyı temsil eden Ra yani Güneş'ti. Ra adı Maya, İnka, Mısır ve Eski Hindistan’da kullanılmıştır.

Bu bilgi bile uygarlıkların kökenindeki ortak alanı göstermektedir. Mu hakkında çok şey söylenebilir. Tabletlerden aldığımız bilgilere göre Mu Uygarlığı en az 3 kez tufan felaketi ile sarsılmış. Ana kıtanın batacağını anlayan bazı rahip ve bilgeler, Orta Asya (Gobi Çölü civarı) ve Atlantik Okyanusu’nun bulunduğu yerlere göç etmiş ve buralarda Uygur ve Atlantis Uygarlıklarını oluşturmuştur. Uygurlar da Türkler’in ilk ataları kabul edilir. Atatürk’ün Mu Uygarlığı ile ilgili araştırmalarının temel nedeni Türkler’in kökenini aramaktı.

Ana kıtanın batacağını anlayarak, göçe hazırlanan ve bilgiyi tüm dünyaya dağıtan bu bilgelik yolcularının adı Naacal’lerdi. Naacal inisiyelerinin yaptığı bu göçler çok önemliydi ve belki de bugünkü pek çok bilginin kaynağını teşkil etti. Peki Naacaller hakkında ilk bilgiler nerede ve ne şekilde ortaya çıktı? 1880’li yıllarda James Churchward adında bir İngiliz, Tibet’te bazı taş tabletlerin izlerine rastladı. Tibet’te uzun yıllar kalarak bu tabletler üzerinde yazan eski dili öğrendi ve ilk kez burada Naacaller hakkındaki bilgileri gün ışığına çıkarmaya karar verdi.

 

Bugün okyanuslarla kaplı bir alanda bulunan Mu ve Atlantis Uygarlıklarının çok ileri düzeyde teknolojiye sahip olduğu bilinmektedir. Modern bir Indiana Jones olan arkeolog David Hatcher’ın yapmış olduğu araştırmalar neticesinde kaleme aldığı 6 kitaplık "Kayıp Kentler" dizisinde bu uygarlıkların yaşadığına dair çok gerçekçi bilgileri bize aktarmaktadır. Okyanus altında yapılan yeni araştırmalar ve özellikle Bimini’deki bulgular söylenenleri doğrular niteliktedir.

Mu ve Atlantis uygarlıkları hakkında bize bilgi ileten bir diğer kaynak da Edgar Cayce adındaki kahindir. Cayce ‘okuma’ (Hipnoz veya başka bir trans haliyle bir kişinin geçmiş yaşamlarını öğrenebilme yöntemi) dediğimiz yöntemle pek çok kişinin geçmiş yaşamlarını araştırmıştır. Yapmış olduğu binlerce okuma sonucunda kitaplar yazılmış ve öldükten sonra adına bir vakıf kurulmuştur.

Cayce kitaplarında o dönemde yaşamış olan kişiler hakkında detaylı sorular sormuş ve yaşanan hayatı en ince ayrıntılarına kadar ortaya koymuştur. Bugün Cayce’nin yapmış olduğu okumaların gerçek olduğu ispatlayan deliller hızla artmaktadır. Metafizik açıklamalar bilimsel yöntemlerle desteklendiğinde, daha doğrusu bilimin gelişimiyle algılamış olduğumuz yeni metafizik anlayış, yeni ve modern bir dünya görüşü ile birleştiğinde yanıtlar da kendiliğinden gelmektedir.

 

 

 

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ra ALLAHI simgeliyordu çünkü insanlara birşeyi anlatırken örnek gösteriliyordu ra allahı güneş gibi tasvir ediyordu eski çaglarda ALLAH inançı herzaman vardı kuran da zaten bütür açıklamalar var eski kavimlerin peygamberimizin yaşadıgı dönemden çok çok ilerde oldugu zamanlar oldugu zaten KURAN dan ögreniyoruz güneş tabiri tekligi simgeliyordu ama zamanla bilgiler kaybolunca insanlar hatalara düşmüşler orda söylenen güneş yani ra manasını anlamamışlardır ve put peres olmuşlardır ve bilgiler kaybolunca ALLAH peygamberlerini göndermiştir insanlara dogrusunu anlatmaları için aslında bu konuda çok fazla söylenecek söz var fakat arkadaşlara internetten mu kıtasını araştırmaların isterim bu konuda oldukça güzel kaynaklar var ve çok güzel bir konu ben araştırdıgım zaman çok keyifle okumuştum ayrıca ra kuran da da geçer

 

ellerine sağlık natilyus81 gerçekten çokgüzel bir konu

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Benzer Konular

    • Kayıp ve Çalıntı için Bir Ayet-i Kerime

      (7 Kere) الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ  (450 Kere) حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ   Okunuşu Latin alfabesiyle yazılınca mâna külliyen değişiyor o nedenle Kur'an-ı Kerim okumasını bilmeyenler bir hafızdan dinleyerek ya da bilen birinden öğrenerek okumaya çalışsın.    Meali: O (ahsen) kimseler ki, insanlar onlara: "Muhakkak ki, insanlar, sizin için (s

      , Yer: Dilek Duaları

    • Kayıp Bir Kimseden Ya da Sevdiğinden Haber Almak İçin

      Kendisinden haber alinamayan bir kimseden haberdar olabilmek icin "HABiR" ism-i serifi bir kagida 6 defa yazilir ve bu esnada söyle dua edilir: "ALLAHÜMME AHBiRNi ( burada kendisinden haber alinmak istenen kimsenin ismi söylenir ). Daha sonra "Ya Habir" ism-i serifi 822 defa okunur. Önceden yazilmis olan kagit yatmadan önce yastigin altina konur ve öylece uyunur. Muhakkak ki ALLAH TEALA o kimseden haberdar edecektir.   Allah sizleri sevdiklerinize kavustursun insallah...

      , Yer: Havas & Hüddam

    • İnsanın Kökeni / Richard Leakey

      Ünlu paleontolog ve insanin evrimi konusunda bircok onemli eser vermis olan Leakey, evrim sürecinde insani insan yapan unsurlari arastiriyor ve modern insanin toplumsal orgutlenme, kultur ve kisisel davranislari nasil ve neden gelistirdigini irdeliyor.   Yazar: Richard Leakey Çevirmen: Sinem Gül Sayfa Sayısı: 176 Yayınevi: Varlık Yayınları

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Darwin’in Kayıp Dünyası Hayvan Yaşamının Gizli Tarihi / Martin Brasier

      Türlerin Kökeni’ni kaleme alırken Charles Darwin’in kafasını tek bir soru karıştırıyor ve evrim teorisini çıkmaza sokuyordu: “Neden Kambriyen dönemden önce yaşamış canlılara ait kalıntılar bulunamıyordu?” Literatürde “Darwin’in İkilemi” olarak bilinen bu problem yıllarca çözülemeyecekti, ta ki paleontoloji profesörü Martin Braiser evrimin “kutsal kâse”sinin peşine düşene kadar.   Darwin’in Kayıp Dünyası Braiser’ın Kambriyen patlaması öncesinde yaşamış canlı türlerine ait fosilleri arayışının

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Sosyal Antropoloji Ve İnsanın Kökeni / Alan Barnard

      Sosyal antropoloji, kültür ve kültürler arası karşılaştırma gibi kavramları mesele etmesinden ötürü, insanın toplumsal yaşamının kökenlerini anlamak bakımından son derece faydalı bir araştırma alanıdır. Tıpkı arkeologlar gibi sosyal antropologlar da zaman katmanlarını geriye doğru eşeleyip, dilin, simgeciliğin, ritüelin, akrabalık sistemlerinin, mütekabiliyet ahlakı ve siyasetinin kökenlerine ulaşmaya çabalamaktadırlar. Alan Barnard bu kitabında, insanın kökenini ele alan bir sosyal antropoloji

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

×
×
  • Yeni Oluştur...