Jump to content

Atatürk'ü Dogru Anlamak


Guest karam
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

nette bulduğum bir yazı...

 

Atatürk'ün yaşadığı devirlerin sıkıntılarını ve çektiği ızdırabı, kıyafet ve duruşundan anlayabiliyoruz.Beni unutmayın değil,beni unutmayınız demesindeki sebep,çoğula ve her zamana hitaptır.Atatürk bu sözde gizlidir.'' M.Derman.

 

Türklük bizim seçtiğimiz değil,bizim için seçilen kavmimiz.Bununla elbette gurur duyuyoruz.Tıpkı Müslüman olmamız gibi.Her iki takdire de bizler şükrederiz.

 

Büyük tarihçiler söylerler: Üç tarih vardır,Yunan,Roma ve Türk.Diğerleri hikâyeden ibarettir.Tek referansı batı olanlar için söyleyelim, bir batılı tarihçinin (Albert Sorel) belki de ilk defa duyacağınız sözünü: "Dünyada iki meçhul vardır; biri kutuplar diğeri de Türkler."

 

Fransız Şair Lamartine'nin şu sözünü kulaklara küpe etmek gerek.Zira bugünlerde bu sözü söyleyecek kendi insanımız bile çok az kalmıştır.Bu da nerelerden nereye geldiğimizin bir göstergesi.Kendimizi unuttuğumuzun resmidir.Ancak bu durum da geçecektir…

 

"Türkler bir ırk ve millet olmak haysiyetiyle yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek asil ve yücedir. Asaletleri alınlarında ve amellerinde yazılıdır. Onların yurdu efendiler diyarıdır, kahramanlar, şehitler ülkesidir. Bence insaniyete şeref veren böyle bir milletin düşmanı olmak, insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle bir lekeden Allah beni korusun..."

 

Hani büyüklerimiz hep anlatırlar ya; bu büyük milleti (Türk Milletini) milletler tarihinden kaldırınız,dünya bomboş kalır.Türk neslini savaş meydanlarından kaldırın,dünya savaş tarihinin hiçbir ilgi çekici tarafı kalmaz.

 

Atatürk'ün " Ne Mutlu Türk'üm diyene" sözündeki Türk olmak da kolay değildir.Öyle olana ne mutlu demektir.Bu sözde bizim her şeyimiz,adeta kodlarımız gizli.Tarihimiz,asaletimiz,faziletimiz,ahlakımız,kahramanlığımız,efendiliğimiz vs. Bunun için ülkemizin adı TÜRKİYE olmuştur.Ve Atatürk bir tehlikeye düşülmesi durumunda "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" demektedir.Yani atalarından gelen asaletinde.Bu asalet devam ediyorsa ne mutlu.Peki,devam ediyor mu?Kesinlikle evet!

 

Bu millet,ülkesine TÜRKİYE ismini veren kurucusuna ATATÜRK demiştir.Burada vurgu yapılan yine TÜRK'lüktür.Bazı kesimler her ne kadar bu vurgulamalardan hoşlanmasalar da,Ata ile milleti arasındaki bu gizli alışverişten rahatsız olsalar da, durum ortadadır.

 

Bu asil millet,Asil Komutanı'na bu ismi (Atatürk'ü) verirken,Atatürk'ün gözleri doldu,yutkundu,içini çekti.Adeta yaşadığı dönemim bütün sıkıntılarını unuttu.Çünkü yüreğinin karşılığını bu millet ona verdi.Ve bu milleti kalbinde Atatürk'ü yaşatacaktır.

 

Mustafa Kemal, İsmail Hakkı Kaptan'ın kılavuzluğunda Bandırma vapuru ile Samsun'a doğru TÜRKİYE için yola çıkarken, Paşa soruyor: "Kaptan,Karadeniz'e kaçıncı seferiniz?" Kaptan cevap veriyor: "Marmara dışına ilk çıkışım Paşam." Mustafa Kemal soruyor: "Hangi rotayı takip ediyorsun?" Kaptan: "Ne rotası Paşam,sığındık Allah'a gidiyoruz.Pusulamız bile yok!"

 

İşte pusula :Allah'a sığındık.

 

Şimdilerde şecere araştırması yapan bir takım zevat,Ata'nın Selanik'te doğmasını başka şeylerle ilişkilendirmeye çalışıyorlar.Sebataycılık oynayan bu şahıslar,açıkça söylemeseler de,imalarla bir şeyler anlatma gayretindeler.Amaçları şüphe uyandırmak,insanları tereddüde düşürmek.Diğer bir kesim ise, başka kisveler adı altında ,bize başka bir Atatürk anlatmaya gayret gösteriyorlar.Atatürk'ün dine olan bağlılığını görmeden,Atatürk'ün arkasına saklanarak din düşmanlığı yapmaya çalışıyorlar.

 

Atatürk dinin değil; bid'atlar, hurafeler ve din istismarcılarının karşısındaydı. Bu da bazı çevrelerce din düşmanlığı şeklinde gösterilmiştir.

 

Bütün bu yalancı ağızlardan ne çıkarsa çıksın:Atatürk,Türk İslam çocuğudur.Babası ve anası İslam Türk'tür.Mustafa Kemal;babasıyla camiye de gitmiştir,oruç da tutmuştur,Kur'an da okumuştur, Kuran'da okutmuştur. Bakın sizlere Atatürk'ün günlüğünden bazı notlardan lar yapalım,Çankaya Köşkü'ndeki hafızlara Kur'an okuttuğunu bırakın bir kenara, cephedeki notlarına bir bakalım:

 

9 Mart 1922, Perşembe - Sivrihisar

 

"Saat 8'e doğru (akşam) İsmet Paşa geldi. Evvela yemek. Yemekten sonra 10 Mart için program kararlaştırıldı. Siyasi durum hakkında... bilgi verdim. Ondan sonra hafıza Kur'an okuttuk."

 

10 Mart 1922, Cuma - Aziziye

 

"Saat 5 (akşam) Aziziye, yorgunluk hissettim... Bir saat kadar uyudum. Sonra vücudumu süngerle sildim. Yeterli istirahat etmiştim. İsmet, Yakup Şevki ve Selahattin Paşalar gelmişlerdi. Beraber yemek yedik. Bazı telgraflar gelmişti, gördüm. Hafıza Kur'an okuttum. Saat 10'da gittiler. Benim notları yazıyorum. Biraz kitap okuduktan sonra yatacağım. Yarınki planımız üç tümenin teftişidir…"

 

Atatürk'ün Çankaya Köşk'ünde Kur'an okuttuğunu biliyoruz.Acaba aynı durum şimdilerde olsa nasıl kıyameti koparırlardı.Çankaya Köşk'ünde Kur'an okutulur mu diye dünyayı ayağa kaldırırlardı.Ama onlar,Atatürk'ü anlamamış sözde Atatürkçülerdir. Ama gelin biz gerçeklere bakalım;bu konuda Hafız Yaşar Okur'a kulak verelim:

 

"Ramazanların Atam için çok büyük bir önemi vardı. Ramazan gelir gelmez incesaz heyeti Çankaya Köşkü'ne giremezdi. Kandil geceleri de saz çaldırmazlardı. Sadece beni huzurlarına çağırır, Kur'an-ı Kerim'den bazı sureler okuturlardı. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu ile dinlerlerdi. Ruhen çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı."

 

Bütün bunları elbette biliyorlar.Bilmiyorlarsa açsınlar NUTKU okusunlar.Orada ATATÜRK'ÜN Peygamberimize (S.A.V) olan bağlılığını göreceklerdir.Bakın ne diyor Atatürk:

 

"Büyük bir inkılap yaratan Hz.Muhammed (S.A.V)'e karşı beslenilen sevgi,ancak O'nun ortaya koyduğu fikirleri,esasları korumakla tecelli etmek gerekir" (7 Şubat 1923)

 

"Hz.Muhammed (S.A.V) Allah'ın birinci ve en büyük kuludur.O'nun izinden bugün milyonlarca insan yürüyor.Benim,senin adın silinir fakat o sonsuza kadar ölümsüzdür."

 

Hatta Atatürk'ü başka bir şekilde göstermeye kalkanlar,NUTUK'TA bir çok ayet ve hadisin olduğunun farkında bile değiller.Çünkü bunlar Atatürk'ü anlamak değil,kendi fikirlerine uygun hale getirme çabasındalar.Ata'yı olduğundan farklı gösterme çabaları var.Onun ismi altında,kendi emellerine ulaşma gayretleri var.Atatürk bugün yaşasaydı yine elini serçe masaya vururdu.Tıpkı geçmişte olduğu gibi.Bakın nasıl yapmıştı:

 

"Allah ve Peygamber konuları ulu orta Atatürk'ün yanında tartışma konusu yapılamazdı. Bir gece sofrada sohbet sırasında Peygamberi tenkit ederek Atatürk'e yaranacağını zanneden birisinin konuşmasını kızgın bir şekilde elini masaya vurarak, keser ve 'bu konuyu kapatın… Peygamberi küçültmek isterseniz, kendiniz küçülürsünüz!' demişti."

 

Peygamberimizin (S.A.V) örnek olduğunu ve takip edilmesi gerektiğini söylediğinden de bu kimselerin ( laik ,anti- laik çatışmalarını çıkarma gayreti içersinde olanların) haberleri yoktur.Ama bakın Ata ne diyordu:

 

"Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler." (Atatürk, Nedim Senbai, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., s. 102, 1979)

 

Atatürk'ün gerek Büyük Nutku gerekse bir çok konuşmasında ayet ve hadislerin meallerine yer vermesi onun dinine ve peygamberine ne kadar bağlı olduğunu göstermektedir.Birkaç örnek daha vermek gerekirse:

 

İnsanlar bir tarağın dişleri gibidirler.Hz.Muhammed.(S.A.V)

Uluslar,bir vücudun organları gibidir.Mustafa Kemal Atatürk.

İslam akıl dinidir,aklı olmayanın dini de yoktur. Hz.Muhammed.(S.A.V)

Dinimiz son dindir.Çünkü dinimiz akla,mantığa,hakikate tamamen uyuyor. Mustafa Kemal Atatürk.

Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır.(Tevbe suresi 9/71)

Bizim dinimiz hiçbir zaman kadınların erkeklerden geri kalmasını istememiştir. Mustafa Kemal Atatürk.

Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz. Hz.Muhammed.(S.A.V)

İlim kadın ve erkek her müslümana farzdır. Hz.Muhammed.(S.A.V)

Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. Mustafa Kemal Atatürk.

Atatürk, Türk milletinin dindar olması ve dini değerlerini muhafaza etmesi gereğini bakınız ne güzel ifade etmişti:

"Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor" ( Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 30 )

 

Bakın,babası ona isimlerin en güzelinden bir isim koydu:Mustafa.Hocası Kemal ismini ilave etti.Ve nihayet Gazi eklendi ismine.Mustafa Kemal kullanılır oldu.Gazi nere gitti?Niçin kullanılmaz oldu?Bilenler bilir bunu…Bilenlerden bir şey daha sorunuz o zaman: Ata'nın Kurtuluş mücadelesi verdiği yıllara kadar bıyıkları vardı,sonra neden kesti?

 

Bu millet gerçek Atatürk'ü sevmiş ve bağrına basmıştır.Kim ne derse desin.Bakın şu küçük örnek bile milletin Ata'ya olan sevgisini ne güzel anlatmaktadır.

 

Çankaya köşkü yapıldığı zaman köşkün sol tarafında bir yol vardı. Yolun solunda iki katlı ahşap bir ev.Evde 67 yaşında Devlet Demir Yolları'ndan emekli Rahmi Efendi oturuyor.Bu evi istimlâk edip bahçeye (köşke) almak istediler...Rahmi Efendi'ye sordular; "evimi satmam" dedi..

 

Dahiliye vekili Şükrü Kaya hiddetlendi ve vaziyeti Mustafa Kemal' e bildirdi.Paşa, " çağırın bana o zatı" diye emir verdi. Rahmi Efendi geldi,Paşa karşısına oturttu,kahve içtiler. Paşa "Rahmi Bey" dedi. "Bu evi bize versen, biz sana istediğin yerde bir ev yaptıralım" dedi. Rahmi Bey; "Paşam, vermem" dedi.Ve sözlerine şöyle devam etti: "Ben yaşlıyım.Öldüğümde sizin olsun."Bir kahve daha içtiler.Paşa, "peki niçin satmıyorsun?Sebep nedir?" diye sordu.Rahmi Efendi: "Paşam, başka yerde bana bir ev bulunur amma, başka yerde, (Senin gibi komşuyu nerede) bulurum," dedi.Kalktı bir şey söylemeden gitti.

 

"Onun için Türk Milleti Paşa ile her an komşudur .Gönlünde yatıyor (Ata) diye..."

 

Atatürk, "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" sözünü laf olsun diye söylememiştir.Türklük Ata'da bir amaç için birleşmiştir.Onun için herkes Atatürk'ü kendi Türklüğü derecesinde anlar. M.Derman

 

Son söz,Atatürk'e sevgi göstermek,kendi kendimizi sevmek demektir.İşin özü budur,anlayana.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Teşekkürler Atatürkün dindar yanını gösteren yazı için son günlerde daha da ihtiyaç var bu düşüncelere...Umarım Atatürkçülüğü içine iyice sindirmiş olanlar bu sözleri de sindirmişlerdir...

 

bazılarının kafasından kendi istek menfaat ve düşüncelerine uyumlu olarak oluşturdukları hayali bir atatürk portresi var.. gerçeği görmek ve kabullenmek onlara ağır geliyor sanırım...daha doğrusu işlerine gelmiyor diyelim..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...