Jump to content

Kurandaki cinler


Guest Muhabbetci
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

tümden bu konuyu istekuran.com dan alinti olarak veriyorum...

 

 

“Kul uhıye” suresi de denilen Cinn suresi, Mekke’de 40. sırada inmiş olup, adını 1. ayette geçen “el cinn” sözcüğünden almıştır.

Surenin ilk bölümünde, Mekke’ye dışarıdan gelen bir grup yabancının Kur’an dinledikleri, dinledikleri Kur’an’dan etkilendikleri, inanmış olarak yurtlarına döndükleri ve yurtlarında da kendi halklarına anlattıkları (Kur’an’dan öğrendikleri gerçekler, eski inançlarının çürüklüğü) nakledilmiştir. Surede ayrıca gaybin bilgisinin sadece Allah’a ait olduğu, tevhit ilkesi ve Kur’an’ın nitelikleri de yer almaktadır.

Cinn suresinin inmesi ile Mekke dışında da inanmış kişilerin var olduğu anlaşılmış ve bu kişilerin inananları destekleme kararı aldıkları öğrenilmiştir. Bu bilgi ise, başta peygamberimiz olmak üzere tüm inananlara manevî bir güç kaynağı olmuştur. Yani Cinn suresi, kılavuzu sadece Kur’an olan o günkü inananlar arasında böyle yararlı bir etki yapmıştır.

Buna karşılık, halk arasında meşhurlaşmış anlamı Kur’an öncesi zamanlara dayanan “cinn” sözcüğünü, Kur’an’da kullanılan anlamı dışında değerlendireler tarafından ise Cinn suresi hep yanlış anlaşılmıştır. Surenin doğru anlaşılmasını sağlayacağı düşüncesiyle biz, “Cinn Kavramı ve Kur’an’da Cinn” adlı yazımızı ve İslâm Ansiklopedisi’nden ladığımız “Akabe Beyatleri” maddesini, ayetlerin tahliline geçmeden önce dikkatlerinize sunmuş bulunmaktayız:

 

“CİNN” KAVRAMI ve KUR’AN’DA “CİNN”

 

“Cinn” kavramı, “şeytan”, “İblis”, “melek” kavramları gibi muhtemelen tarih öncesinden itibaren insanların yaşamları içine girmiş kavramlardan biri olup, yine bu kavramlar gibi tüm dinlerde önemli bir yere sahip olmuştur. Ne var ki bu kavramların halk kültüründe edindiği yer, ilkel toplumların yaşadıkları ilkel koşullar içinde zihinlerinde oluşturdukları vehim ve kuruntulara dayalı inançların etkisinden kurtulamamıştır. Bugün de hâlâ, ilkel toplumlardan gelme yanlış anlayış ve inanışlar devam etmekte ve işin kötüsü bunlar dine fatura edilmektedir. Bizi ilgilendiren husus da budur. Biz, dinimizin saf, halis, Allah’a ait bir din olarak yaşanmasından yana olduğumuz için bu kavramları, içlerine yuvalanmış batıl inanç ve hurafelerden temizlemeyi bir görev olarak addetmekteyiz.

 

Halk kültürüne göre cin; “insan gibi yiyip içen, üreyen, inanan, bazen ehil insanlarca işçi gibi çalıştırılan, olağan üstü güç ve bilgilere sahip, insanları çarpan, istediklerine zarar veren, erdirici yüksek değerler ilham eden gizli destekçi güç, görünmeyen yaratık”tır.

 

Bu anlayış doğrultusunda halk arasında, psikolojik rahatsızlıklara uğramışlara, yüz felci olmuşlara… cin çarpmış, cin uğramış (uğrak olmuş) denmektedir. Eski dönemlerde ise başarılı, çalışkan zanaatkârlara, şairlere, kâhinlere hatta peygamberlere de “mecnun (cinlenmiş)” denirdi. Bundan maksat, onların delirmiş olduklarını anlatmak değil, cinler (görünmez varlıklar) tarafından desteklendiklerini, yardım gördüklerini ifade etmekti.

 

Günümüzde “cinn” kavramını doğru olarak öğrenebilmek için yapılacak ilk hareket, bu konuda şimdiye kadar bilinen ve halk arasında yaygın, kulaktan duyma anlayışın bir tarafa bırakılması olmalıdır.

 

“Cinn” sözcüğü, “cenn” kökünden türemiş bir sözcük olup sözcüğünün asıl anlamı; “bir şeyi duyulardan saklamak”tır. Arapçada “cennehülleylü (gece onu örttü)”, “ecennehü (onu örttürdü)”, “cenne aleyhi (üzerine örttü)” şekillerinde kullanılır. Nitekim Kur’an’da İbrahim peygamberi konu alan bir pasajda “fellema cenne aleyhilleylü (ne zaman ki gece kendisini sakladı, iyice karanlık çöktü)” diye yer almıştır (En’âm; 76).

Aşağıdaki sözcükler de “cnn” kökünden türemiştir:

Cennet: “Toprağı ağaç yapraklarıyla saklanmış yer” demektir.

Cinnet: “Aklı, fikri saklanmak, delirmek” demektir.

Cenin: Ana karnında saklandığı için bu adı almıştır.

Cünnet: Kalkan; kişiyi oktan mızraktan sakladığı için bu ad verilmiştir.

 

“Cinn” sözcüğü bütün eski ve yeni sözlüklerde; “İnsanın beş duyusuyla kavrayamadığı, algılanamayan, ama somut veya soyut, varlığı kesin olan güçler” olarak yer alır.

Sözlüklerdeki bu tarife göre melek ve şeytan terimleri de “cinn” kavramı kapsamına girmektedir. Yani her melek ve şeytan (algılanamadığı için) “cinn”dir. Ama her “cinn”in şeytan veya melek olduğu söylenemez.

Kur’an’dan ve eski kaynaklardan yaptığımız tespitlere göre “cinn” sözcüğü çok kapsamlı olarak kullanılmaktadır. Nitekim Araplar yavaş hareket ettiği için hareketi gözle izlenemeyen küçük bir yılan türüne “cann” derler. “Cann” sözcüğü bu anlamıyla Kur’an’da iki yerde; Kasas suresinin 31. ve Neml suresinin 10. ayetlerinde, Musa peygamberin asası ile ilgili olarak kullanılmıştır. Ayrıca “cinn” sözcüğü Kur’an’da “cinnet” kalıbıyla da yer almıştır.

“Cinn” sözcüğü, anlam olarak “insan” sözcüğünün karşıtıdır. Bu sebeple “cinn” sözcüğünü daha iyi anlamak için karşıtı olan “ins, insan” sözcüklerinin de bilinmesinde yarar vardır.

İns, insan:

 

Sözcük anlamı; “beş duyuyla hissedilebilen, bilinen, görünen, tanıdık, ilişki kurulabilen, kaybolmayan, sürekli ortada duran” demek olan “insan” sözcüğü, “fi’liyan” kalıbında olup “ens” sözcüğünden türemiştir. “İnsan” sözcüğünün aslı “insiyan” sözcüğüdür.

Sözcük, anlam olarak evrendeki tüm görünen (cisimli) varlıkları kapsamasına rağmen sadece insanlara isim olarak verilmiştir. Bunun nedeni, insanın yaratılış itibariyle ünsiyete muhtaç, yani sosyal bir varlık olmasıdır.

İbn-i Abbas gibi bazı tefsirciler “insan” sözcüğünün “nisyan” sözcüğünden türemiş olduğunu ve insanın verdiği sözleri unuttuğu için bu isimle isimlenmiş olduğunu söylemiş olsalar da bu görüş hem dil bilimcileri tarafından itibar görmemiştir hem de Kur’an’daki kullanıma ters düşmektedir.

Sözcük anlamı itibariyle birbirinin karşıtı olan “cinn” ve insan, varlık olarak da yaradılıştan gelen bir karşıtlık içindedirler. Böyle olduklarını da bize Kur’an göstermektedir:

 

 

İnsan ve “cinn”in yaratılışı:

 

Rahman; 14–15: O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan (değişken maddeden) yarattı.

Ve cannı ateşin dumansızından (enerjiden) yarattı.

Hicr; 26, 27: Ve hiç kuşkusuz biz, insanı (görünen, bilinen varlıkları) çınlayan kilden, işlenebilen çamurdan (hâlden hâle giren maddeden) yarattık.

Ve cannı daha önce, en ince delikten bile geçebilen yakıcı bir esintinin ateşinden (engel tanımayan enerjiden) yaratmıştık.

 

Ayetler, insanın, “pişmiş çamurdan, kuru balçıktan, çınlayan kilden, işlenebilir çamurdan” yaratıldığını söylemektedir. Bu ifadeler, “madde”nin hâlden hâle girmesini çağrıştırmakta olup, insanın genel anlamda maddeden yaratıldığını anlatmaktadır. “Cann”ın, “ateşin dumansızından, en ince delikten bile geçebilen yakıcı bir esintinin ateşinden” yaratıldığını söyleyen bu ifadeler ise, daha ilk bakışta akla “enerji”yi getirmektedir.

Öyleyse “cann ateşten yaratılmıştır” demek; “elektrik, manyetik dalgalar, ışın gibi gözükmez güçler, enerjiden yaratılmıştır” demektir. “İnsan topraktan yaratılmıştır” demek de; “beş duyuyla hissedilebilen, bilinen, görünen, tanıdık, ilişki kurulabilen, kaybolmayan, sürekli ortada duran cisimli varlıklar, maddeden yaratılmıştır” demektir.

 

Kur’an’da “cinn”:

 

“Cinn” sözcüğü Kur’an’da; melekler için, İblis için ve kendileri görülse de kimlikleri açıkça belli olmayan kişiler için kullanılmıştır:

 

1 – “Cinn” sözcüğünün Kur’an’da melekler için kullanılışı:

 

Saffat; 158: Onlar, Allah ile cinnler arasında bir soy bağı (nesep) kurdular. Oysa ant olsun, cinnler de onların gerçekten hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir.

 

En’âm; 100: Ve cinnleri Allah’a ortak koştular. Oysa onları da O yaratmıştır. Bir de bilgisizce O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O ise nitelendirdikleri şeylerden yücedir/ uzaktır.

 

Sebe; 41: Melekler derler ki: “Sen yücesin, bizim velimiz sensin, onlar değil. Hayır, onlar cinnlere tapmaktaydı ve çoğu onlara iman etmişlerdi.

 

Bu üç ayette “cinler” sözcüğü ile kastedilen “melekler”dir. Çünkü biz, Nahl; 57, Necm; 21, Saffat; 149, 153, Zühruf; 16, Tur; 39 ayetlerinden biliyoruz ki müşrikler, Allah ile melekler arasında soy bağı kurmuşlar, Allah’ın kızları olarak melekleri görmüşler ve Allah yerine meleklere tapmışlardır. Yani Kur’an, Allah’a ortak koşulan melekleri, Saffat; 158, En’âm; 100 ve Sebe; 41’de “cinn” olarak ifade etmiştir.

 

2 – Cinn sözcüğünün Kur’an’da İblis için kullanılışı:

 

Kehf; 50: Hani biz meleklere, “Âdem’e secde edin” demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinnlerdendi. Kendi Rabbinin emrine ters düştü. Şimdi siz, benim astımdan onu ve onun soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Hem de onlar sizin düşmanınızken. Zalimler için ne kötü bir değiştirmedir bu!

 

“İblis” konusunda ayrı bir çalışmamız olduğu için burada detaya girilmemiştir.

3 – Cinn sözcüğünün Kur’an’da kendileri görülse de kimlikleri açıkça belli olmayan kişiler için kullanılışı:

Bu başlık altında topladığımız cinnler ya da kişiler için Kur’an’da üç örnek mevcuttur:

 

a) Süleyman peygamberin cinleri:

 

Sebe; 12–14: Süleyman için de sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay olan rüzgârı boyun eğdirdik; erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle iş görmekte olan bir kısım cinnler de vardı. Onlardan kim bizim emrimizden çıkıp sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından tattırırdık.

Ona dilediği şekilde kaleler/ mihraplar, heykeller/ manzara resimleri/ güzel motifler, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. “Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın.” Kullarımdan şükretmekte olanlar azdır.

Böylece onun ölümünü gerçekleştirdiğimiz zaman, ölümünü, onlara asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp düşünce, açıkça ortaya çıktı ki, şayet cinnler gaybi (Süleyman’ın öldüğünü) bilmiş olsalardı böylesine aşağılayıcı bir azap içinde kalıp yaşamazlardı.

 

Neml; 39: Cinnlerden İfrit: “Sen makamından kalkmadan önce, ben onu sana getiririm, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim.” dedi.

 

 

Görüldüğü gibi bu ayetlerde Süleyman peygamberin emrinde çalışan, ona zoraki hizmet eden “cinn”lerden bahsedilmektedir. Ve bunların hünerli zanaatkâr kimseler olduğu açıklanmaktadır.

Süleyman peygamberin emrine verilen bu “cinn”lerin kim olduklarını anlamak için, eldeki tarihî bilgilerin değerlendirilmesi gerekir. Süleyman peygamber, Yakup peygamberin soyundan gelen bir Beniisrail peygamberi olup, Davut peygamberin oğlu ve ülkesi İsrail’in hükümdarı idi (M.Ö. 10. yy ortaları). Süleyman peygamber hakkındaki bilgilerin hemen hemen tamamı, Ana Britannica ansiklopedisinin de belirttiği gibi (Cilt: 28, s: 434), Eski Ahit’ten kaynaklandığı için, bu bilgileri Tevrat’ın 1. Krallar ve 11. Tarihler bölümlerinden almayı daha uygun buluyor ve 11. Tarihler, bölümünün 11. Bab’ını aynen aktarıyoruz:

 

1- Ve Süleyman RABBİN ismine bir ev ve kendi krallığı için bir ev yap­maya niyet etti. 2- Ve Süleyman yük ta­şıyan yetmiş bin adam ve dağlarda taş kesen seksen bin adam ve onların üze­rinde iş başı olan üç bin altı yüz adam saydı. 3- Ve Süleyman Sur kralı Huram’a gönderip dedi: “Babam Davud’a yaptığın gibi ve içinde oturmak için kendisine ev yapsın diye ona erz ağaç1arı gönder­diğin gibi, bana da öyle yap. 4- İste, ben Allah’a tahsis edeyim ve onun önünde hoş kokulu buhur yakayım diye, Allah’ım RABBİN ismine bir ev yapacağım ve o daimi huzur ekmeği için ve sabah akşam, Sebtlerde ve ay başlarında ve Allah’ımız RABBİN belli bay­ramlarında yakılan takdimeler için ola­caktır. Bunlar İsrail üzerine ebedi kanundur. 5- Ve yapmak üzere olduğum ev büyüktür, çünkü Allah’ımız bütün ilah­lardan büyüktür. 6- Ve kimin kudreti var ki, ona bir ev yapsın? Çünkü gök ve göklerin göğü onu alamaz. Ve ben ki­mim ki, ona bir ev yapayım? Ancak onun önünde buhur yakmak için yapıyo­rum. 7- Ve şimdi, babam Davud’un hazır­lamış olduğu Yahuda’da ve Yeruşalim’­de yanımda bulunan hünerli adamlarla beraber olmak üzere bana bir adam gönder, altın ve gümüş ve tunç ve demir ve erguvani ve kırmızı ve lacivert işlerinde hünerli olsun ve her türlü oyma işlerini oyabilsin. 8- Ve bana Libnan’dan erz ağacı ve servi ve sandal ağacı gön­der: Çünkü bilirim ki, senin kulların Libnan’dan kereste kesmeği bilirler. 9- Ve iste. Bana bol kereste hazırlasınlar diye kullarım senin kullarınla beraber ola­caklar: Çünkü yapacağım ev büyük ve şaşılacak bir şey olacaktır. 10- Ve iste, se­nin kullarına, kereste kesenlere, yirmi bin ölçek dövülmüş buğday ve yirmi bin ölçek arpa, ve yirmi bin bata şarap, ve yirmi bin bat zeytin yağı veririm. 11- Ve Sur kralı Huram, Süleyman’a gönderdiği yazı ile cevap verdi: RAB kavmini sevdiği için seni onların üzerine kral etti. 12- Ve Huram dedi: RAB için bir ev ve kendi kra1lığı için bir ev yapacak olan basiret ve anlayış sahibi akıllı bir oğlu kral Davud’a veren, Göğü ve yeri yaratan RAB, İsrail’in Allah’ı mübarek olsun. 13- Ve iste, senin hünerli adamlarınla ve baban efendim Davud’un hünerli adamları ile beraber kendisine bir yer verilsin diye, hüner ve an1ayış sahibi bir adamı, benim Huram Babayı gönderdim. 14- Dan kızlarından bir kadı­nın oğludur, ve babası Surlu bir adamdı; altın ve gümüş, tunç, demir, taç ve kereste, erguvani, lacivert ve ince keten ve kırmızı işlemede ve her çeşit oyma işinde ve her çeşit icatta hünerlidir. 15- Ve efendimin söy1emiş olduğu buğdayı ve arpayı, zeytinyağını ve şarabı kullarına göndersin; 16- ve sana lazım olduğu kadar Libnan’dan kereste keseriz ve onu sallarla denizden Yafa’ya kadar sana getiririz ve sen onu Yerüşa1ime çıkarırsın. 17- Ve Süleyman, babası Davud’un İsrail diyarında olan bütün garipleri saydığı sayıdan sonra onları saydı ve yüz elli üç bin altı yüz kişi bulundular. 18- Ve onlardan yük taşıyan yetmiş bin ve dağlarda taş kesen seksen bin ve kavmi işletmek için iş başı olarak üç bin altı yüz kişi koydu.

 

Yukarıdaki bilgilere göre, Süleyman peygamberin hizmetinde bulunanlar, halk kültüründeki cinler değil, Süleyman peygamberin babası Davut peygamberin hünerli zanaatkâr adamları ve onlara ustabaşılık yapan Sur kralının gönderdiği Hurram Baba ile emrindeki hünerli kişilerdir.

Yani, burada da görmekteyiz ki “cinn” sözcüğü, başka ülkelerden getirilmiş hünerli zanaatkâr yabancı işçiler için kullanılmıştır.

 

b) Peygamberimizi dinleyen “cinn”ler:

 

Ahkâf; 29–32: Hani cinnlerden birkaçını, Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: “Kulak verin”, sonra bitirilince de kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.

Dediler ki: “Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan bir kitap dinledik; hakka ve dosdoğru olan yola yöneltip iletmektedir.

Ey kavmimiz, Allah’a davet edene icabet edin ve ona iman edin; günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun.”

Kim Allah’a davet edene icabet etmezse, artık o, yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir ve onun O’ndan başka velileri de yoktur. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

 

 

Buradaki anlatım aşağıda göreceğiniz gibi Cinn suresinde de yer almıştır.

 

Cinn; 1–14: De ki, “Bana gerçekten şu vahyolundu: Cinnlerden bir grup dinleyip de şöyle demişler: “Doğrusu biz hayranlık veren bir Kur’an dinledik.

O, gerçeğe ve doğruya yöneltip iletiyor. Bu yüzden biz ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.

Elbette bizim Rabbimizin şanı yücedir. O, ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk.

Doğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz, Allah’a karşı bir sürü saçma şeyler söylemişler.

Hâlbuki biz, ins ve cinnin (hiçbir kimsenin) Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerini zannediyorduk.

Bir de şu gerçek var: İnsten bazı kimseler cinnden bazı kimselere sığınırlardı. Öyle ki, onların azgınlıklarını artırırlardı.

Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Allah’ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı.

Doğrusu biz göğü yokladık (falcılığı denedik); fakat onu güçlü koruyucular ve şihap / ateş alevleri, göz kamaştıran parıltılar, yakıcı ışınlarla kaplı bulduk.

Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa hemen kendisini izleyen bir şihap bulur.

Doğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rabbleri kendileri için bir hayır mı diledi.

Gerçek şu ki, bizden salih olanlar da vardır ve bunun dışında olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz.

Biz şüphesiz, Allah’ı yeryüzünde asla âciz bırakamayacağımızı, kaçmak suretiyle de onu hiçbir şekilde âciz bırakamayacağımızı anladık.

Elbette biz, o yol gösterici Kur’an’ı işitince, ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından.

Ve elbette bizden Müslüman olanlar da var, zulmedenler de. İşte Allah’a teslim olanlar, artık onlar gerçeği ve doğruyu bulmuş olanlardır.”

Bu iki ayet grubunda nefer bir sayıda (üç ile on arası) oldukları bildirilen cinnler, tüm tefsirlerde ve tarih kitaplarında ittifakla belirtildiği gibi, Nusaybin’den veya Yesrib’ten (Medine’den), kimliklerini açığa vurmadan peygamberimizin yanına gizlice gelip Kur’an dinleyen ve imana gelen, sonra da kavimlerini uyarmak için geri dönen Nusaybin’li veya Yesrib’li (Medine’li) Yahudilerdir. Hatta “Cinn Gecesi Hadisi” olarak şöhret bulmuş olan bir rivayete göre bu “cinn”ler, peygamberimizle birlikte ateş yakmışlar, yemek yemişlerdir ve peygamberimiz de “cinn”lerin izlerini başkalarına göstermiştir.

 

c) “Cinn”lerin bahsettiği “cinn”ler:

Yukarıda mealini verdiğimiz Cinn suresine ait ayetler, peygamberimizi dinleyen “cinn”lerin memleketlerine dönüp kavimlerine anlattıklarının, Rabbimiz tarafından peygamberimize gayb haberi olarak bildirilmesidir. Dolayısıyla ayetlerdeki konuşmalar, “cinn”lerin konuşmalarıdır. Dikkat edilirse bu konuşmalar esnasında 6. ayette, konuşan “cinn”, kendilerini “ins” olarak niteleyip başkalarına “cinn” demektedir.

“İns” sözcüğünün; “tanınıp, bilinen”, “cinn” sözcüğünün de; “tanınmayan, yabancı” olan anlamlarını yerine koyduğumuzda, ayet, gayet mantıklı, anlaşılır şekilde şöyle çevrilebilir:

 

Cinn; 6: … İnsten (bizim tanıyıp bildiklerimizden) bazı kimseler, cinnden (tanımadığımız yabancılardan) bazı kimselere sığınırlardı. …

 

Bu ayette Nusaybin’li veya Yesrib’li (Medine’li) Yahudilerin sözünü ettiği “cinn”ler, bize göre, peygamberimiz aleyhinde propaganda yapmak için Nusaybin’e veya Yesrib’e (Medine’ye) gelmiş Mekke’li ajanlardır.

 

Devami gelecek

--------------------

ikinci bölüm

 

“İns ve cinn” kalıbı:

 

“Cinn” konusu kapsamı içerisinde, hassas ve Kur’an’ı doğru anlamak için çok önemli bulduğumuz bir nokta da; “ins” ve “cinn” sözcüklerinin bir arada “ins ve cinn (ins-cinn)” şeklinde takım (kalıp) hâlinde kullanılışıdır. Bu kullanılış genellikle “İnsanlar ve Cinler” olarak çevrilmektedir. Hâlbuki bu tarz kalıp ifadelerde, sözcüklerin anlamı farklılaşmakta, başkalaşmakta ve zenginleşmektedir.

Bu durumu Kur’an’dan örnek vererek açıklamakta yarar vardır:

 

- Mağrib (batı) ve meşrik (doğu) sözcükleri, “batı-doğu” şeklinde söylendiklerinde anlam sadece iki yönü ifade etmeyip tüm yönleri içine alır. Örnek olarak Müzzemmil suresinin 9. ayetindeki “Rabbulmeşrigı velmağribi (doğunun, batının Rabbi)” ifadesi sadece doğu ile batıyı anlatmayıp tüm yönleri ve mekânları ifade etmektedir. Yani “Allah her yerin Rabbidir” demektir. Bu sözcükler ile ilgili diğer örnekler şu ayetlerde görülebilir: Nur; 35, Bakara; 115, 142, 177, Şuara; 28, Rahman; 17.

 

- Dünya ve ahiret sözcükleri beraber söylendikleri zaman “her yerde ve her zaman” anlamını ifade eder. Bu sözcükler ile ilgili Kur’an ayetleri şunlardır: Bakara; 217, 220, Âl-i Imran; 22, 45, 56, Nisa; 134, Tövbe; 69, 74, Yunus; 64, Yusuf; 101, Hacc; 15, Nur; 14, 19, 23 ve Ahzab; 57.

 

- Yaş ve kuru sözcükleri beraberce kullanıldıkları zaman “ her ne varsa, her şey” anlamını içerir. Örneğin En’âm suresinin 59. ayetindeki “… Yaş ve kuru hiçbir şey yok ki, apaçık bir kitapta bulunmasın.” ifadesi sadece yaşı ve kuruyu ifade etmeyip “her ne varsa canlı-cansız hepsini” ifade etmektedir.

 

- Sabah ve akşam sözcüklerinden oluşan “sabah akşam” kalıbı da Kur’an’da sıkça yer almakta ve “daima, her zaman” anlamına gelmektedir. Bu sözcükler ile ilgili Kur’an ayetleri de şunlardır: A’râf; 205, Ra’d; 15, Nur; 36, Mümin; 46, 55, En’âm; 52, Kehf; 28, Meryem; 11, 62, Fetih; 9, Furkan; 5, Ahzab; 42, İnsan; 25, Âl-i Imran; 41.

 

İki zıt anlamlı sözcüğün bir arada takım halinde söylenişi ile takımın yeni bir anlam kazanması sadece Arapça için söz konusu olmayıp, dünyanın tüm dillerinde mevcuttur.

 

Meselâ Türkçe’de:

- Sağ ve sol sözcükleriyle oluşturulan “sağda-solda” kalıbı; “her yerde” anlamına gelir.

- İleri ve geri sözcükleriyle oluşturulan “ileri-geri konuşma, söz söyleme” kalıbı; “yersiz, yakışıksız konuşma, söz söyleme” anlamına gelir.

- Sabah ve akşam sözcükleriyle “sabah-akşam” kalıbı aynı Arapça’daki gibi; “daima, her zaman” anlamına gelir.

Veya Japonca’da:

- Doğu ve batı sözcüklerinden oluşturulan “doğu-batı” kalıbı ile kuzey ve güney sözcüklerinden oluşan “kuzey-güney” kalıbı; “bütün ülke, Japonya” anlamına gelir.

- İyi, kötü sözcüklerinden oluşturulan “iyi-kötü” kalıbı; “doğadaki denge” anlamına gelir.

- Gelmek, gitmek sözcüklerinden oluşturulan “geliş-gidiş” kalıbı; “dolaşmak” anlamına gelir.

 

Konumuz olan “ins ve cinn” kalıbında da durum aynıdır. “Cinn” ve “ins” sözcüklerinin her birinin anlamını yukarıda açıklamıştık. Bu sözcüklerin birlikte oluşturdukları kalıp ise; “gördüğünüz, görmediğiniz; bildiğiniz, bilmediğiniz; tanıdığınız, tanımadığınız: herkes” anlamına gelir. Nitekim bu kalıp Kur’an’da da aynı anlama gelmektedir:

 

Zariyat; 56: Ben, cinn ve insi (herkesi) yalnızca, bana ibadet/ kulluk etsinler diye yarattım.

 

İsra; 88: De ki: “İns ve cinn (herkes) bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler ve birbirlerine yardımcı olsalar, yine de, onun benzerini, ortaya koyamazlar.”

 

Cinn; 5: “Oysa biz, insanların ve cinnlerin (herkesin) Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık.”

 

Rahman; 33: Ey cinn ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak sultan/ üstün bir güç olmadan aşamazsınız.

 

Rahman; 56: Orada daha önce ins ve cinn (hiç kimse) dokunmamış (elle ve gözle değinilmemiş), bakışlarını eşine dikmiş eşler vardır.

 

Bu konuyla ilgili Kur’an’daki diğer örnekler şunlardır: En’âm; 112, 130, A’râf; 38, 179, Fussilet; 25, 29, Ahkâf; 18, Neml; 17, Rahman; 39, 74, Nas; 6, Hud; 119 ve Secde; 13.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

iyi de bu kadar insan neyi görüp neyle uğraşıyo muhabbetçi .hepsinin hayali çok mu geniş gelen şeyin ne olduğunu hala açıklayamadım bilinç altım değildi. hem bilinçlatımı o kadar etkili kullanabilsem ben neler yaparım :))bi de şaytanın bize vesvese vereceğini belirten ayetler var gelen şeytan ya da cin demekki frekansımızı etkiliyor vesvese verebildiğine göre başka şeyler de yapabiliyor hadi bunu açıkla sen şimdi bi çuval ayetle gelirsin ya gene:)

 

Hicr Sûresinin 27 . Ayetinde

Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık

burda anlatılan cindir. dumansız ateşten yaratılan bi varlık var. ve

Hûd Sûresinin 118-119 . Ayetinde

Rabbin dileseydi insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları

bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.10

peki iyi d senin hocanın teze göre her yerde hem görünen hem görünmeyen varlıklardan söz ediyor demek ki bi görünmeyen varlık var ama sana daha detaylı araştırma yapıcam

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

iyi de bu kadar insan neyi görüp neyle uğraşıyo muhabbetçi .hepsinin hayali çok mu geniş gelen şeyin ne olduğunu hala açıklayamadım bilinç altım değildi. hem bilinçlatımı o kadar etkili kullanabilsem ben neler yaparım :))bi de şaytanın bize vesvese vereceğini belirten ayetler var gelen şeytan ya da cin demekki frekansımızı etkiliyor vesvese verebildiğine göre başka şeyler de yapabiliyor hadi bunu açıkla sen şimdi bi çuval ayetle gelirsin ya gene:)

 

söyle söylim , Yüzde 30 yalanci ise, yüzde 50 hayal gördü ise geriye kalir Yüzde yirmi..bunlarin icinde Piskoloji bozukluk olanda yüzde 10 oranindaysa...Kalir yüzde on geriye...Onlarida anlamamis oluruz, yahut cözmemis..Ama bu kesinlikle gercekden Cinler geldide görüsdü manasina gelmez...Ufo olayi gibi birsey buda...insan neye inanmak isterse onu görür..Zaten yüzde doksani cin görmeyi uykudan uyaninca gördüm diyorlar...

 

 

Hicr Sûresinin 27 . Ayetinde

Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık

burda anlatılan cindir. dumansız ateşten yaratılan bi varlık var

27. Vel canne halaknahü min kablü min naris semum

Dikkatini cekeyim CINNI demiyor bu ayetde CANNE diyor..Peki kuranda baska yerlerde CANNE kelimesi nerde kullanilmisdir..Kuran ile gel kurani anlamaya calisalim...

Rahman suresi 15. Ve hale kalcanne min maricin min narin.

isin komik yani her ikisiindede Iblisi atesten yarattigini vurgulamasi..

 

hicr suresi

26. Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık.

 

27. Cini/İblis'i de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.

 

28. Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım." demişti.

 

29. "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın."

 

30. Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.

 

31. İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı.

 

Simdide rahman suresine bakalim

14. İnsanı, pişirilmiş çamur gibi kuru bir balçıktan yarattı.

 

15. Cini de ateşin dumansızından yarattı.

 

ve yine Hicr suresindeki 27 ayetindekiyle ayni sözü ediyor..Burda demekki CINLERI degil, iblisi atesden yarattigini söylüyor..

 

 

Hûd Sûresinin 118-119 . Ayetinde

Rabbin dileseydi insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları

bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.

 

Ali Bulaç 118- Eğer Rabbin dileseydi, insanları elbette tek bir ümmet kılardı. Oysa, onlar, anlaşmazlığı sürdürmektedirler:

 

Diyanet Vakfı 118. Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. (Fakat) onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler.

 

Edip Yüksel 118. Rabbin dileseydi halkı tek bir toplum yapardı. Fakat onlar sürekli olarak (gerçeği) tartışıp duracaklar.

 

Elmalılı Hamdi Yazır 118-Rabbin dileseydi, kesinlikle bütün insanları bir tek ümmet yapardı. Oysa ihtilaf edip duracaklardır.

 

Süleyman Ateş 118. Rabbin dileseydi, insanları bir tek ümmet yapardı. Ama ihtilaf edip durmaktadırlar.

 

Yaşar Nuri Öztürk 118 Eğer Rabbin dileseydi insanları elbette ki bir tek ümmet yapardı. Ama birbirleriyle çekişmeye devam edeceklerdir.

 

Ali Bulaç 119- Rabbinin rahmet ettikleri dışında. Onları bunun için yarattı. Böylece Rabbinin (şu) sözü tamamlanıp gerçekleşmiştir: 'Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan, (kafirlerin) tümüyle dolduracağım.'

 

Diyanet Vakfı 119. Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır. Zaten Rabbin onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracağım" sözü yerini buldu.

 

Edip Yüksel 119. Rabbinin acıdıkları hariç. Bunun içindir ki onları yarattı. Rabbinin sözü yerine gelmiştir: "Cehennemi cinler ve insanlarla, topluca dolduracağım."

 

Elmalılı Hamdi Yazır 119-Ancak Rabbinin rahmeti ile bağışladığı kimseler başka. Zaten onları bunun için yaranı ve Rabbinin: "Andolsun ki, cehennemi tamamen cinlerden ve insanlardan dolduracağım!" sözü tamamen yerine geldi.

 

Süleyman Ateş 119. Yalnız Rabbinin acıdıkları (bu ihtilafın dışında

kalmışlardır). Zaten (Allah) onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin: "Andolsun, ben cehennemi hep cinlerden ve insanlardan bir kısmıyle dolduracağım!" sözü tam yerine gelmiştir.

 

Yaşar Nuri Öztürk 119 Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. O, onları işte bunun için yaratmıştır. Rabbinin, "Yemin olsun ben cehennemi, tümden insanlar ve cinlerle dolduracağım!" sözü tamamlanacaktır.

 

118. Ve lev şae rabbüke le cealen nase ümmetev vahıdetev ve la yezalune muhtelifın

119. İlla mer rahıme rabbük ve li zalike halekahüm ve temmet kelimetü rabbike le emleenne cehenneme minel cinneti ve nasi ecmeıyn

 

Kuran’da

Cenne örtülü, gizli, ( 6/76 )

 

Cinne duyuların dışındaki varlıklar ( 6/100 )

 

Cinni görünmeyen ( 7/27 )

 

Canne can, hayat ( 15/27 - 55/15 )

 

Cannü canlanma, haraketlenme ( 20/20-27/10-28/31-55/39,56,74 )

 

Cinneh cinlenme, delirme, anormal davranma hali.(7/184-23/25,70-34/8,46 )

 

Cünneten saklama, gizleme, kapatma (58/16 – 63/2)

 

 

 

Örtülü, gizli, duyuların dışındaki varlıklar, görünmeyen, can, hayat, canlanma, hareketlenme, cinlenme, delirme, anormal davranma hali, saklama, gizleme, kapatma vb. kelimeler c n n den türemiştir.

 

Ayrıca Kuran’da, ana karnındaki oluşan bebeğe görünmediği için cenin, yapraklarla örttüğü için bahçeye cennet, örttüğü için geceye cenne, ahitlerin/yeminlerini arkasına gizlediği için cünne (kalkan) ifadeleri yer almaktadır.

 

peki iyi d senin hocanın teze göre her yerde hem görünen hem görünmeyen varlıklardan söz ediyor demek ki bi görünmeyen varlık var ama sana daha detaylı araştırma yapıcam

 

tabiki arasdir..zaten arasdirin diyorum ben hep..Kuru kuruya inanmakdansa..Bakin kuranda cinler insanlara zarar verebiliyorlarmiymis....Hicmi akliniza gelmedi, ya iblis oyun oynadida , bu cin hurafesi ile sizleri Islamdan uzaklasdirmak istedi ise? Onun icin cokmu zor olur , sizlere hayal göstermesi , kandirmasi...

 

CIN vardir ama kesinlikle bu forumdaki gibi, Cinci hocalarin söyledigi bir sekilde degil...Ne cin gelir carpar, nede cin gelir evlenir insanla, nede irza namusa gecer..Bunlar hepsi Yahudilerden kalma uydurma...Cin islam ile ortaya cikmadi...Kabedeki putlarin bazilari cin idi...Yani putperestler Cinlere tapiyorlardi...neyse sen bir arasdirda....

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

37- İbnu Abbas (r.a.) şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (a.s.v.) Cinlere Kur’an okumadığı gibi, onları görmedi de..........) (K.S. 846 C.4 S.343 B.1988. Alıntıları, Buhari, Tefsir, Cinn 1, Ezan 105; Müslim, Salat 149,(449); Tirmizi, Tefsir, Cinn,(3320). )

Muhyiddin-i Arabi hazretleri buyuruyor ki:

Hiçbir insan, cinden Allahü teâlâya ait bir bilgi edinmemiştir; çünkü cinlerin din bilgileri pek azdır. Onlardan dünya bilgileri edineceğini sanan kimse de aldanır; çünkü faydasız şeyle vakit geçirmeye sebep olurlar. (Fütuhat)

 

Cin veya şeytanlar insanın bedenine girip damarlarında dolaşabilir mi?

 

 

Buna vereceğimiz cevap kısa ve kesin olarak hayırdır. Cin veya şeytanlar böyle bir şey yapamazlar. Kur’an’da yüce Allah, cin ve şeytanların insanlara bir zarar veremeyeceğini bildirmiştir. Şeytanın insana yapacağı şey sadece vesvese/telkinden ibarettir. İnsan bunlara kendi serbest iradesiyle uyabilir veya uymayabilir. Bu konuda cin veya şeytanın herhangi bir fonksiyonu yoktur.

 

 

Ancak önceki kültürlerin de etkisiyle toplumumuzda bu konuda çok yanlış bir kanaat bulunmaktadır. Buna göre güya cin veya şeytanlar, istedikleri zaman insanın bedenine girmekte, onun damarlarında dolaşabilmekte, o kişinin vücudunda tahribat yapabilmekte, hastalıklara sebep olabilmektedirler. Bu iddiaya saf halkımızı inandıran bir kısım istismarcılar, ellerine düşmüş çaresiz insanları soymak için ruhsal açıdan rahatsız olan ve tıbbî yardıma muhtaç bulunan hasta kişilerin vücudundan cin çıkarma seansları düzenlemekte, çıkardıkları cin başına büyük paralar talep etmektedirler.

 

 

Medyada sık sık rastladığımız bu tür haberler hepimizi derinden yaralamaktadır. Şu bilgi çağında insanımızın karşılaştığı bu muameleler, baş vurduğu bu yanlış yollar, halkımıza şu olanaklar içinde bile akıl ve bilimin ışığında doğru bir şekilde dinini öğretememiş olmamız şahsen beni çok üzmektedir. İnsanımızın halen hurafeleri din sanmasından dolayı kendimi sorumlu ve suçlu hissediyorum.

 

 

Cinlerin insan vücuduna girdikleri ve ona çeşitli şekillerde zarar verdiklerine dair Kur’an ve sahih hadislerde bir tek bilgiye rastlamak mümkün değildir.

 

 

Bu tür iddiaların kaynağı, yüce dinimiz İslam değildir. Onun Yüce Peygamber’i Hz. Muhammed’de (s.a.v.) bu konuda her hangi bir buyruk ve uygulama ortaya koymamıştır.

 

Cinlerin insanın bedenine girebildiği, yapılacak bir takım işlemlerle bunların oradan çıkarılabileceğine dair toplumumuzda mevcut olan inanç, Babil, Asur, Yahudilik, Hristiyanlık ve Cahiliye dönemi gibi İslam öncesinin çeşitli din ve kültürlerine dayanmaktadır.

 

 

Kur’an ve sahih hadislerde cin çıkarma ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Bazı kaynaklarda yer alan ve Hz. Peygamber’in okuyarak ya da döverek hastalardan cin çıkarıp onları iyileştirdiğinden bahseden rivayetler ise uydurmadır. (Bu tür rivayetler için bkz. Darimî, Mukaddime, 4; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 170-171; İbn Mâce, Tıb 46)

 

(alinti)

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sana tek bir cevap veriyorum Muhabbetçi bu gün bu konuyu her kime sorduysam Kuran okuyan hatta imam hatta müftüye kadar gitti bu iş, hiçbiri lafı dolandırmadı direk cevap verdi. ve hepsinin verdiği cevap aynıydı.üstelik hiç bu konuyu benim gibi deşmemişler. Kuran'ı kerim düz arapça gibi okunmaz. esre ve ötreler kelimelerin anlamlarını çok fazla değiştirir. cin vardır ve ayetlerde açıkça belirtilmiştir. ayrıca senin şu hocaya karşılık yeterli cevabı da bazı siteler vermiş, dün epey kafam karışmıştı. Allah Allah kimse mi araştırmadı bu güne kadar bu konuyu sadece bir kaç kişi mi üstüne gitmiş diye öyle olmamış, o yüzden bu konuda bi adamın lafıyla boşa davul çalma. Ama şu tamam cinler hakkındaki bilgi kısa ayrıca Alimlerden erenlerden de kitap yazanların hiç biri bu konulara girmemiş, üsteki yazılanlara katılıyorum cin şeytan ancak telkin verebilir ama cinler vardır ve ayrı bir frekansta yaşar ve kavim diye bahsedilen kavim cin kavmidir. git başka yerlerden araştır şu adamın tefsirleri getirip getirip yapıştırma buraya :)) linkini at merak eden gider okur

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sana tek bir cevap veriyorum Muhabbetçi bu gün bu konuyu her kime sorduysam Kuran okuyan hatta imam hatta müftüye kadar gitti bu iş, hiçbiri lafı dolandırmadı direk cevap verdi. ve hepsinin verdiği cevap aynıydı.üstelik hiç bu konuyu benim gibi deşmemişler. Kuran'ı kerim düz arapça gibi okunmaz. esre ve ötreler kelimelerin anlamlarını çok fazla değiştirir. cin vardır ve ayetlerde açıkça belirtilmiştir.

 

yukarida bakarsan bende baska birsey dememisim zaten..kökü CNN kelimesinden gelip cesitli anlamlara gelebiliyor demisim..

 

Cenne örtülü, gizli, ( 6/76 )

 

Cinne duyuların dışındaki varlıklar ( 6/100 )

 

Cinni görünmeyen ( 7/27 )

 

Canne can, hayat ( 15/27 - 55/15 )

 

Cannü canlanma, haraketlenme ( 20/20-27/10-28/31-55/39,56,74 )

 

Cinneh cinlenme, delirme, anormal davranma hali.(7/184-23/25,70-34/8,46 )

 

Cünneten saklama, gizleme, kapatma (58/16 – 63/2)

 

Bak burda ...Hepsinin kökü CNN kelimesinden geliyor...bir nokta , yahut bir cizgi onun manasini degisdiriyor..mesela Cinn-eh Delirme manasinda iken Cünn-eten gizlenme, saklanma manasinda...

gördügün gibi biz baska birsey dememisiz...Kurani kerimde CINLER diye kavram geciyor, bunu her zaman diyorum..Zaten yukaridaki ayetlere bakarsan "iblis cindi" diyor..Insanin bes duyu ile göremedigi hersey cinlerden sayilir, birde Cin suresinin ilk onbes ayetden Cinler diye gecen sözcük , ordaki Yasripli yahudiler icin kullanilmisdir....Yani insanlar icin...Bütün tefsir kitaplari bunda ayni fikirdeler..Kimse bu konuda orda gercekden cinler geldi demiyor ...Süleyman atesden tut , yasar nuriye kadar...

 

 

ayrıca senin şu hocaya karşılık yeterli cevabı da bazı siteler vermiş, dün epey kafam karışmıştı. Allah Allah kimse mi araştırmadı bu güne kadar bu konuyu sadece bir kaç kişi mi üstüne gitmiş diye öyle olmamış, o yüzden bu konuda bi adamın lafıyla boşa davul çalma.

1) o sahis hocam falan degil

2) sadece o üstüne gitmemis, bir cok alim bunu aciklamisdir ama dinleyen yokdur bunlari..Cünki insanlar Cinleri kendilerine PUT haline getirmis, resmen iman edip nerdeye ibadetlerini Cinlere yapacaklar....Iblisin en büyük oyunuda bu zaten, fark ettirmeden insanlari kendi safina cagirmak..Buna en güzel örnek olarak kurani kerim..

 

Ali İmran Suresi 175 İşte size şeytan.O yalnız kendi dostlarını korkutur.eğer inananlarsanız onlardan korkmayın, benden korkun.

 

Bu durumda cinlerden ve seytanlardan korkmayan ( ben gibi ) ALLAH dostu ama bunlara inanipda korkan seytan dostu olmus olmuyormu??

 

Nisa Suresi 120 şeytan, onlara söz verir, ümit verip hayal kurdurur, hurafeye/anlamını bilmeden okumaya iter. Ama o, onlara bir aldanıştan başka hiçbir şey vaat etmez.

BU ayetleti düsünmek gerekmezmi..Cin gördüm diyenler hayal, kuruntudan baska ne gördülerki? Fark etmeden , bilmeden o size bos sözler veripde sizleri ALLAHDAN uzaklasdirmis olamazmi?

 

En'am Suresi 121 Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin. Böyle bir şey tam bir yoldan çıkıştır. şeytanlar kendi evliyasına/dost ve destekçilerine sizinle mücadele etmeleri için elbetteki vahiy gönderirler. O şeytan evliyasına boyun eğerseniz kesinlikle müşrikler oldunuz demektir.

 

Korkunc bir ayet degilmi? Seytan kendi dostlarina vahiy gönderir diyor...Demekki Seytan beyine , bir nevi bos hayal olusdurabiliyor..Bunu kendi dostlarina ama yapabiliyor...

 

A'raf Suresi 201 Korunup sakınanlar, kendilerine şeytandan bir görüntü/dürtü gelip dokunduğunda, hemen Allah'ı hatırlarlar. İşte o anda görülmesi gerekeni görürler.

 

Evet gördügümüz gibi, görüntüler hep seytanin oyunlari kurani kerime göre..Ne hikmetdirki bir kez olsun " Cinler hayal üretiyor yahut insana zarar verir" gecmeziken, seytanlarin bunlari yapdigini bir cok kez dile getirmekde...

 

Ya-sin Suresi 62 Yemin olsun, şeytan, içinizden birçok nesli saptırmıştı. Aklınızı hiç işletmiyor muydunuz?

 

Mücadile Suresi 19 şeytan onları kuşattı da Allah'ın zikrini/Kur'an'ını onlara unutturdu. İşte bunlar şeytanın hizbidir. Dikkat edin! şeytanın hizbi hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

 

Görüldügü gibi Seytanlar, hayal, kuruntu, kandirmaca, vahiy gibi seyleri verendir kendi hizbine..ALLAHA güvenen ve Seytanin serrinden ona güvenene hic bir sekilde zarar veremiyor...Demekki su mana cikiyor bundan, Cinlere tapanlar, onlari cagirdimda söyle böyle yapdim diyenler hepsi Seytana aldanmislar...Cinler vardir ama kesinlikle Cinler su hurafe dolu , sacma sapan anlatimlardaki varliklar degildirler..Cinler , Melek, Seytan, Insanlardanda olabilirler...Ana karnindaki bebekde , gözle görünmedigi icin CNN kökünden gelen kelime ile anilir..Yani Cinlidir...

 

 

Ama şu tamam cinler hakkındaki bilgi kısa ayrıca Alimlerden erenlerden de kitap yazanların hiç biri bu konulara girmemiş, üsteki yazılanlara katılıyorum cin şeytan ancak telkin verebilir ama cinler vardır ve ayrı bir frekansta yaşar ve kavim diye bahsedilen kavim cin kavmidir. git başka yerlerden araştır şu adamın tefsirleri getirip getirip yapıştırma buraya :)) linkini at merak eden gider okur

 

Bir daha söyleyeyim ben..CINLER VARDIR ama öncede dedigim gibi bu cinler insanlara hic bir sekilde zarar veremez, hic bir sekilde bu cin kavmi gelipde insanlarla konusamaz, hic bir sekilde bu cinler gelipde aklini celemez..BUnu yapan varsa Seytandir..anca ve anca o yapabilir bunlari...Demekki burdaki cogunun CIN gördüm, CIN cagirdim dedikleri iblis ve yandaslarinin kandirmacisidir..

 

Mantikca düsünelim gel, hic bir evliya Cinlerin insanlara zarar verecegini yazmamis, Hadislerde yazilmamis, Kurani kerimde yazilmamis...O zaman bunlari uyduran geriye kim kaliyor?`Aynen IBLISIN ta kendisi..kuranda buyurdugu gibi " O SINSI YALANCIDIR"....

 

Bak cinler var olmus olsaydi, kac gündür burda yaziyorum, bana gelip musallat olmazlarmiydi? Desifre ediyorum onlari...birde yetmiyor bagiriyorum, varsa gelsinlerde görelim diye...Ama yok , gelende yok, gidende yok...Madem var o zaman gercekden coook zavallilarki bunlar bir insancik ile bas edemiyorlar....

 

O imamlari, müftüleri buraya cagir, ilahiyatcilari...Benimle yazissinlar..Ben kendime güvencim büyük hamd olsun, bakalim onlarda kendilerine güveniyormu cin konusunu tartismakda...ALLAH sahidimki su an bizlere din diye sattiklari kesinlikle Islam dini degil...Emevi islami bu, uydurulmus ve özünden cok uzaklasdirilmis bir kültürel islamdan baska birsey yasadigimiz yokdur..Onun icinde zaten insanlarin maneviyati bombos oldu, onlarda kendilerini Cinlerdeki maneviyat ile doldurmaga calisdilar...

 

Yukarda aciklamasi yapilmis zaten, cinlerin var oldugu ama bunlarin hic bir sekilde Cinci hocalarin ve medyumlarin anlattigi gibi olmadigi...

 

Bakin burda herkesi cagiriyorum...Bana cinlerin geldigini, onlari konusdurcak olani gösterin, yüzdeyüz bir kanit getirin...Aha surda HAKK icin yemin ederimki , 500 euro göndercem ispat edebilene...yönetime adresimi veriyorum...Ispat edecem diyen buyursun ispat etsin....Ben iyi biliyorumki hic birseyde ispat edemiceksiniz , cünki size gelen ne cindir ne hotlak peri...Anca hayaldan ibaret, ve kendi bilinc altiniz....

 

Bakara Suresi 24 Eğer yapamazsanız-ki asla yapamayacaksınız- korkun o ateşten ki yakıtı insanlarla taşlardır. Küfre sapanlar için hazırlanmıştır o.

 

 

Haydi kalin saglicakla...

 

not:zemheri can yazim sana yönelik degil genel olarak ...Yani alinma sakin;)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

iyi de o konuda sana katılıyorum zaten de benim dediğim başka şeydi uzayacak konu. tabiki cinler bi insana şeytan da zarar veremez. gelen şeytan olabilir evet ama bi şey geliyo işte :)) onu ben de diyorum. hiç bir sağlam kaynakta cinlerin insanlara zarar vermesi cin çıkama ayinleri filan yok. bunlar para kazanmanın kısa yolları adlı bi kitapta ders olarak verilebilir ancak :)) neyse ortada anlaştık . ancak insana telkin yoluyla düşüncelerini etliyebilir o kadar onlar çarpamaz yamultamaz içine girip yerleşemez senle dini ya da resmi nikah kıyamaz, onlarla metres hayatı da yaşanmaz frekansı ayrı :))

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

iyi de o konuda sana katılıyorum zaten de benim dediğim başka şeydi uzayacak konu. tabiki cinler bi insana şeytan da zarar veremez. gelen şeytan olabilir evet ama bi şey geliyo işte :)) onu ben de diyorum. hiç bir sağlam kaynakta cinlerin insanlara zarar vermesi cin çıkama ayinleri filan yok. bunlar para kazanmanın kısa yolları adlı bi kitapta ders olarak verilebilir ancak :)) neyse ortada anlaştık . ancak insana telkin yoluyla düşüncelerini etliyebilir o kadar onlar çarpamaz yamultamaz içine girip yerleşemez senle dini ya da resmi nikah kıyamaz, onlarla metres hayatı da yaşanmaz frekansı ayrı :))

 

Hah iste bizde onu diyoruz...Yazik bu insanlara, kendilerini kandiriyorlar, cevrelerini kandiriyorlar farkinda olmadan...Parayi kiranlarda medyumcular...Bunlara para yedirmekdense, bu parayi bir yoksula yediripde " Ya rabbi sana güveniyorum sana sigindim" dese , ALLAH yardim edemicekmi...

 

Iste seytan böyle kandiriyor bu insanlari..Yazik degilmi :ermm:

 

Amerikada bir adam cikdi,, adam tvlerde basbas bagiriyor..Bana diyor olaganüstü varliklari, büyüyü vesaire ispat edebilen biri varsa 1 milyon dolar verecem diyor...10 senedir bagiriyor...Bir ALLAHIN kulu cikipda gösteremedi :D

 

bu bile ibret olarak basdan basa yeter...Ben cinlerle konusabilsem, onlar bana gelmis olsa, olaganüstü seyler görsem, giderim adam tel acarim" gel kardesim sana ispat edem" derim....Bir milyonuda alir cebe atarim....Ama yok iste, cünki hepsi kandirahci....Seytanin izinden gidiyorlar...Bende diyorum , ispat etsinler var diyenler...Eden bir ALLAHIN kulu bugüne kadar cikamadi:D

 

birde ney vardi? Büyü...Onada deginem ben bugünlerde bir..Kuran büyü icin ne diyor, büyü varmi yokmu..Büyü nasil oluyormus vesaire....;)

 

de hadi kal saglicakla...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...