Jump to content

Ya Vedud !


Guest BEBEGİM
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

YA VEDUD

 

 

Allah'ın seçmiş olduğu isimler göz önüne alınıp incelendiğinde görülecektir ki bu isimlerin altında nice sırlar, nice güzellikler, nice mucizeler vardır. Ve anlaşılacaktır ki Rabbimizin bu isimleri kendine seçmesi boşuna değildir, hepsinin altında nice hikmetler gizlidir.

 

 

İşte Allah'ın isimlerinden biri olan "VEDUD" isminin özelliğine bakıldığı vakit onun hem çok seven, hem de çok sevilen anlamına geldiğini göreceğiz. Bu ismin hem etken, hem edilgen bir yapısı vardır. Yani etken olarak "çok seven", edilgen olarak ta "çok sevilen" anlamlarına gelmektedir.

 

Bunun ne manaya geldiğini hiç düşündük mü? Allah'ın Vedud olması demek, onun hem çok seveceği, hem de onu çok seven birilerinin olacağı demektir. Yani Rabbimiz bizleri sevdiği gibi, bizim de onu sevmemizi istemektedir.Yada biz O'nu sever isek O'da bizi sevecektir. O esirgeyendir (Rahman), bağışlayandır (Rahim); fakat esirgenmeye, bağışlanmaya muhtaç değildir. Affeder (Gafur), affedilmez; hükmeder, hüküm olunmaz; doyurur (Rezzak), doyurulmaz… Bu gibi sıfatlar hem fail hem de mef'ul için kullanılamaz. Oysa kendisi için seçip beğendiği "VEDUD" isminin işte bu açılardan farklılığı vardır. Allah sevgiyi kulları ile paylaşmaktadır; işte ayet-i kerime: "O onları, onlarda Onu sevmekte " dir.(MAİDE 54)

 

Evet Rabbimiz bizleri sevmekte ve bizim de onu sevmemizi istemektedir. Tabi ki sevmek basit anlamıyla dil ile ikrardan ibaret değildir. Müminler yaratılış gayelerine uygun yaşadıkları takdirde Allah'ın onları seveceği durumu söz konusu olur. Yoksa her gün Allah'a isyan etmek, sonra kalkıp her fırsatta Allah'ı sevdiğini dil ile ikrar etmek, kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. Düşünün basit bir insana bile duyulan sevgi, eğer gerçekten pratikte değil de yalnızca söylem bazında ifade edilirse, bunun farkına varan kişi bu tavır içinde olana karşı nasıl olur acaba ?

 

Eğer Rabbimize duyduğumuz aşk, sevgi gerçek değilse şunu iyi bileceğiz ki, Rabbimiz ile aramızdaki bağ o derece zayıf ve çürüktür.Ve sevdiğini söyleyip sevmemek riyakarlıktır.

 

Düşünün, bunun farkına varan bir insan bile hemen uzaklaşmakta, daha önce gösterdiği sevgiyi mahrum etmektedir. O halde Allah'ın göstereceği tepki aklımızın idrak edemeyeceği kadar sert ve büyük olabilir. Bizleri (müminleri) sevdiğini bildiğimiz Rabbimize karşı ne ölçüde sımsıkı bağlanır yada seversek elbetteki o ölçüde O'da bizi sevecek, tanıyacak ve zalimlere karşı zafer ihsan edecektir.

 

Allah'ı en çok sevenlerimiz şüphesiz peygamberler, peygamber içerisinde de Resulullah Efendimiz (sav)'dir diyebiliriz. Efendimizin sevgisi öyle yüce bir sevgidir ki O'nu daha fazla seven Rabbimiz habibinin adını kendi adının yanına yazdırmıştır; LA İLAHE İLLAALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH. Bir kudsi hadiste Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır: "Ey habibim! Eğer sen olmasaydın şüphesiz ben bu kainatı yaratmazdım." İşte sevginin en son derecesi, "VEDUD" sıfatının ilk defa bu kadar yüce bir sevgiye yükselişinden bahsedebiliriz. İşte sevgi, işte muhabbet, bağlılık ve Allah'a kul olmak için dünya hayatını hiçe sayıp zalimlerin karşısına dikilme, ya ben ya siz misali meydan okutan bir sevgi.

 

Allah'ı ne kadar sever veya Allah'a ne kadar yaklaşırsak; o derecede Allah'ın düşmanlarına buğz ederiz, nefretimiz son hadde ulaşır ve kafirlerden bir o kadar uzak oluruz. Tabi uzak olmanın manası mekan bazında değil, düşünce ve yaşam biçimi ölçüsündedir.

 

Peki acaba Allah kimi sever? İşte bu sorunun cevabını gelin ayet-i kerimelerden öğrenelim. "Allah, tevbe edenleri sever"(Bakara/ 222), "Allah, muttakileri sever."(Ali imran/76), "Allah, dengeli olanları sever"(Maide/ 42), "Allah, yolunda kurşunla kaynatılmış sağlam duvar gibi saf halinde savaşanları sever"(Saff/ 4).

 

Allah için sevmek; bu uğurda yorulmayı, terlemeyi, bedel ödemeyi gerektirir. Sen böyle Allah'ı seversen Allah'ta seni alemlere bir halife, bir sevgili kılar ki, bu herkese nasip olacak bir nimet değildir. Akıl sahibi her mümin bu şuurla hareket ederek, o misyona layık olma endişesi göstermeli ve yaşamaya gayret etmelidir. Ne mutlu "Allah o müminleri sever, onlarda Allah'ı severler" ayetinin muhatabı olan o müminlere...

 

Hayata iman gözlükleriyle, Vedûd penceresinden bakmak

 

Muhabbet üzerine kurulmuş olan kâinata Vedûd penceresinden bakmak gerekir diyerek, kalemimi, muhabbetle kâğıdıma götürüp yazmaya başladım.

O Vedûd’dur, seven ve sevilendir.

O Vedûd’dur, mahlûkatını sever.

O Vedûd’dur, kendisine muhabbet edenleri sever.

O Vedûd’dur, kendine teveccüh edene muhabbet eder.

Rahmetinin güzel meyveleriyle insanları sevdiğini gösteren Rabb-i Rahim, kullarının da kendisini sevmesini istemektedir.

Kul ise, güzel olanı sever, muhabbet eder. Âlemlerin yaratıcısı nihayetsiz cemal ve kemal sahibi olması hasebiyle sevilmeye en lâyıktır.

“Onun cemalini bir dakika görmek bütün Cennet lezzetlerinden üstündür” hadisi de bunu en güzel şekilde belirtiyor.

Muhabbetini Ona hasrettiğin vakit, sâfi muhabbetini lâyık olduğu mercie tevcih etmiş olursun. Çünkü kâinattaki dağınık bütün muhabbetlerin, Mahbub-u Ezelinin esma ve sıfatına karşı verilmiş bir muhabbet olduğunu hatırdan çıkartmamak gerekir.

Şayet sen o muhabbeti yerinde sarf etmez su-i istimal edersen senin hakkın merhametsiz bir muhabbettir.

Çünkü kâinattaki hüsün ve cemallere nefis hesabıyla baksan nefis seni yaralar, seni tanımaz, muhabbetin için seni tahkir eder. Çünkü Samed aynası olan bâtın-ı kalp, sanem misal dünyevî mahbupları istemez reddeder.

Lâkin Cenab-ı Hak hesabına bakarsan fânilerin arkasındaki bekayı görürsün. Çünkü Onun muhabbeti hiç bir şeyle kıyaslanamaz. Bir muhabbet fedaisi olan Bediüzzaman Hazretleri bu hususta şöyle der:

“Mahbub-u Ezelinin bir zerre muhabbeti kâinata bedel olur, kâinat Onun muhabbetinin tecellisinin bir cüz’üne bedel olamaz.”

Muhabbet ihtiyarî değildir, lâkin insan kendi iradesiyle ve tercihiyle o muhabbetin yüzünü birinden diğerine tercih edebilir. Meselâ bir sevgilinin çirkinliğini görmekle asıl muhabbete lâyık olana yüzünü çevirebilir. Bu şekilde yüzünü mecazi mahbuptan hakikî mahbuba çevirmiş olur.

Muhabbetin Cenab-ı Hak hesabına ve onun namına olmalı ki, huzur bulasın. Çünkü Allah hesabına olmayan muhabbetin meşakkati çok, sefaları, lezzetleri, rahatları pek azdır.

Meselâ Leylâ ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber dünyevî sevginin destanlaşmış öyküleridir. Fâninin arkasındaki bâkiyi bulmanın imtihanıdır. Mecnun çölde Leylâ’sını ararken Mevlâ’sını bulmuştu. Önemli olan Leylâ’nın ardındaki Mevlâ’ya ulaşmaktır.

Zahirde medeniyet, özde esaret olan fâni sevgililerin sillesinden ancak seni kurtaracak olan daire-i terbiye-i İslâmiyedir.

Zaten insanın kalbine derç edilen muhabbet, umur-u uhrevîyeyi kazanmak ve Allah’ın zatını, isimlerini, sıfatlarını sevmek için verilmiştir.

 

Meczup âşık…

 

Bir gün Rabia el-Adeviyye’nin (k.s.) karşına bir meczup çıktı ve şöyle bir nara attı:

“Ey hanım! Bütün varlığımla sana bağlıyım! Seni seviyorum!”

Rabia Hatun gayet sakin ve vakur bir şekilde, “Doğrudur! Ben de seni seviyorum!” dedi.

Bu cevap meczubun hoşuna gitti. Rabia Hatun eliyle geriye işaret ederek, şöyle devam etti:

“Ancak benim bir kız kardeşim var. O benden daha güzel, geriden geliyor!” dedi.

Meczup dönüp geriye baktığında, Rabia Hatun onun yüzüne şiddetli bir tokat vurdu ve şöyle dedi:

"Benden uzak ol! Seni yalancı, vefasız, sahte kahraman! Be¬ni sevdiğini iddia ediyorsun, ama dönüp başkasına bakıyor¬sun! Beni güzel bulduğunu söylüyorsun, başka güzel peşinde¬sin! Sen nerede, sevmek nerede, güzelin kıymetini bilmek ne¬rede? Defol git! Konuşunca seni irfan sahibi, dürüst, vefalı, âşık biri san¬dım. Aşktaki ciddiyetini denedim, yalancı olduğunu anladım! Sende ne âriflerin temizliği var, ne de onlardan bir işaret ve mürüvvet! Hele âşıkların yolu, senin gittiğin yoldan hiç geçmez…“

Bunun üzerine meczup, deli gibi bağırmaya ve başına toprak saçmaya başladı.

Şöyle diyordu: "Yazık bana! Ben bir kulu sevdiğimi iddia ettim! Ondan yüz çevirince tokat yedim! Korkuyorum; Hakkı sevdiğimi iddia eder de, Ondan başkasına bakarsam hâlim ne olacak? Yiyeceğim tokadın şiddeti nasıl olacak?"

Madem ki, gerçek muhabbet baki-i hakikîye yöneltilen muhabbettir, öyle ise bütün muhabbetleri topla hakikî sahibine verip fâninin sillesinden kurtul.

Allah’ım! Bizi dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikametli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle, ahirette ise rahmetin ve cemalini bize göstermekle rızıklandır. Muhabbetullaha müştak bir muhabbet fedaisi olmayı nasip eyle.

 

.....

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bakara Suresi 165 İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah!a eş tutarlar da onları Allah'ı sevmiş gibi severler.İman sahipleri ise Allah'a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar.Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah'ta bulunduğunu, Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler!

 

 

Eline yüregine saglik güzel can...ALLAH emegini hakk defterine yaza insallah...

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Pazartesi sabahı, işe geldim laptobum işyerinde açtım, bazı seylere ihtiyacaım var ve VEDUD isminin şaheserlik boyutundaki o tadı damağımda kaldı. Elinize gönlünüze sağlık. Keyifle okudum ve Rabbimi, sahibimi, efendimi Ya HU ya Men Hu Lailahe illa HU diyerek belirsizliklerde aradığım, o şan sahibi sahibimi bir kez daha ne kadar çok sevdiğimi ve daha ne kadar çok seveceğimi düşündüm. İstemese bile, itelese unuttum dese bile, sen sen yoksun dese bile sevgimin derinliği ve büyüklüğü karşısında bir nebze de olsa kendimle gurur duydum syenizde. bİZLER O nu seviyoruz. O da biliyor korkmayınız, bu sevgi karsılıksız bitimsiz, hic Rahman bir annenin cocuguna karsı olan sevgi ve merhametinden daha fazla bir hissiyata sahip yaratıp içine kendi ruhundan üflemiş, yakar yıkar muzdarip edermi, korkmayınız, sadece biraz sabır ve sevgi, bizler ALLAH ü Tealanın sevgisinin anlamlarıyız. Bizler sevgiyiz. dikeni gülü günahı ve her seyiyle. Bulamadık diyelim. O na olan bir nebze sevgimizin, o soguk sular misali ele gecmez fırsatınıdamı yakalayamayacağız. Hayır. Hic bir zaman bu kadar olmamıstır. Seviyoruz seviyoruz seviyoruz. Tesekkürler.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Pazartesi sabahı, işe geldim laptobum işyerinde açtım, bazı seylere ihtiyacaım var ve VEDUD isminin şaheserlik boyutundaki o tadı damağımda kaldı. Elinize gönlünüze sağlık. Keyifle okudum ve Rabbimi, sahibimi, efendimi Ya HU ya Men Hu Lailahe illa HU diyerek belirsizliklerde aradığım, o şan sahibi sahibimi bir kez daha ne kadar çok sevdiğimi ve daha ne kadar çok seveceğimi düşündüm. İstemese bile, itelese unuttum dese bile, sen sen yoksun dese bile sevgimin derinliği ve büyüklüğü karşısında bir nebze de olsa kendimle gurur duydum syenizde. bİZLER O nu seviyoruz. O da biliyor korkmayınız, bu sevgi karsılıksız bitimsiz, hic Rahman bir annenin cocuguna karsı olan sevgi ve merhametinden daha fazla bir hissiyata sahip yaratıp içine kendi ruhundan üflemiş, yakar yıkar muzdarip edermi, korkmayınız, sadece biraz sabır ve sevgi, bizler ALLAH ü Tealanın sevgisinin anlamlarıyız. Bizler sevgiyiz. dikeni gülü günahı ve her seyiyle. Bulamadık diyelim. O na olan bir nebze sevgimizin, o soguk sular misali ele gecmez fırsatınıdamı yakalayamayacağız. Hayır. Hic bir zaman bu kadar olmamıstır. Seviyoruz seviyoruz seviyoruz. Tesekkürler.

 

Ne güzel yazmışsın ağzına sağlık

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

"VEDUD" isminin özelliğine bakıldığı vakit onun hem çok seven, hem de çok sevilen anlamına geldiğini göreceğiz. Bu ismin hem etken, hem edilgen bir yapısı vardır. Yani etken olarak "çok seven", edilgen olarak ta "çok sevilen" anlamlarına gelmektedir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Soru: El Vedud Kitabı

      Merhaba Tuğçe ışınsu’nun El Vedud  kitabını okuyan oldu mu ? Okuyan olduysa orada ki ritüeller büyü diye adlandırabilir mi?

      , Yer: Sorular

    • Her Türlü Murad (Kişi Getirtmek İçin) Ya Vedud

      Selamün Aleyküm arkadaşlar her türlü muradınız, size gelmesini istediğiniz kişi için Evvela 2 rekat Allah rızası için namaz kılıp seccadeden kalkmadan hulusi bir kalple okumanızı tavsiye ederim. (bu her türlü dua ve tılsım için böyledir aslında)" 3003 Ya Vedüd " ismini okuyun.

      , Yer: Sevgi ve Muhabbet için Dualar

    • Muhabbet İçin Ya Vedud ve Ya Cami Duası

      Aşağıdaki dua tecrübe edilmiş ve hayırlı işlerde bir çok kez olumlu sonuçlar alınmıştır kesinlikle büyü değildir hüddam vs daveti kesinlikle yoktur çünkü bu dua mana alemi tecellisi ile oluşturlmuştur dua içeriğini de okurken göreceğiniz gibi istek yüce Allah tan istenmektedir. kesinlikle haram kullanmayınız   ( yani sevgilisi olan nişanlısı olan yada evli olan birini celp etmek için kullamyanız ) dua yı veren kişi hayırsız işler için kullancaklara lanet okumaktadır . Bu dua küsleri barıştırm

      , Yer: Sevgi ve Muhabbet için Dualar

    • El Vedûd

      Bütün sevgi ve dostluk hislerini Yaratandır.         Bütün iyi kullarını seven, sevdiği kullarını rahmetine ve rızasına erdiren, lütfuna ve ihsanına gark eden çok şefkatli, muhabbetli, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya biricik lâyık olan yalnız O’dur.     Allah (azze ve celle)mutlak Vedûddur. (seven)     O’nun iyilik ve ihsanı, kullarına ve dostlarına kesintisiz olarak ulaşır. Allah (azze ve celle) marifeti ile dostlar tarafından, af ve merhameti ile günahkârlar tarafından, rızık ver

      , Yer: İslamiyet

    • Vedûd

      VEDÛD (El-Vedûd): Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Bütün yarattıklarına ihsân eden, onlara iyilik ve ihsân etmeyi seven, beğenen Allahü teâlâ. El-Vedûd ism-i şerîfini söyliyen karı-kocanın birbirine karşı sevgi ve muhabbeti çoğalır. (Yûsuf Nebhânî)

      , Yer: İslamiyet

×
×
  • Yeni Oluştur...