Jump to content

Edebi Akımlar - Romantizm


Guest Suzie
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Fransa’da XVIII. yüzyılın sonlarında başlayan ve klasik edebiyat akımına tepki olan, duygu, imge ve fantaziye ağırlık veren Sanat akımı. Bu akım Victor Hugo ile bir edebiyat okulu (1827) kimliğini kazanmıştır. Her sanat ve edebiyat akımı gibi Romantizm akımını da doğuran değişik etkenler vardır. Bunlar ana yönleriyle şöylece özetlenebilir: Aydınlanma çağı dediğimiz XVIII. yüzyılın belirleyici özelliği, feodal ve monarşik düzenin yapısını değiştirmek, özgürlüğü, kardeşliği, eşitliği egemen kılmak diye belirtilebilir. Nitekim bu yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşen Fransız İhtilali bu ana düşünceden beslenir. Bu ihtilal, sanat ve ede biyatı da etkiler. Edebiyat ve sanat alanında daha önceki akıma, Klasisizme bir tepki başlar. Bu tepkinin kökenindeyse temelde şu etkenler yatar: Fransız İhtilali’yle ortaya atılıp yaygınlık kazanan «özgürlük, eşitlik kardeşlik» kavramları sanatçıları derinden etkilemişti. Öte yandan, kentsoylu (burjuva) sınıfın yükselişi, bu sınıfın yaşamında oluşan büyük değişmeler, tecimsel ilişkilerin artışı, yeni yeni fabrikaların kuruluşu, paranın tek güç durumuna gelişi de yine sanatçıların dünyasını sarsmıştı.Ayrıca sanatçılar kapitalist, yani anamalcı düzenin çelişkilerini gözlemliyor ama nedenlerini anlayamıyorlardı. Kısaca bir bunalım içine düşmüşlerdi.Ne işçi sınıfının yanında yer alabiliyor, ne sermaye sınıfının. Boşlukta, yanlızlıkta duyuyorlardı kendilerini. İşte bu etkenlerle anamalcı düzenin çelişkilerine başkaldıran bir yol seçtiler. Kentlerden, süslü cilalı salonlardan kaçma; özgürlüğü doğada, kendi iç dünyalarında arama yolunu seçtiler. Seçkin sınıfların klasik ölçülerini, onların saptadıkları kuralların tümünü bir yana attılar. Bunları insanın yaratma özgürlüğünü engelleyen birer bağ gibi gördüler. En iyi kural, kuralsızlıktı Romantikler için. Bunun için Yunan mitolojisine değil, Hıristiyanlığın mucizelerine, ulusal değerlere ve söylencelere eğilmenin, halka ve doğanın kucağına dönmenin gerekliliğini savundular. Salt aklıyla davranan, düşünen insan «yozlaşmış bir hayvan» dır görüşünden yola çıkarak insanların duygularını, düş ve güçlerini ge­liştirmeyi amaçladılar. İnsanı toplumsal çevresiyle birlikte algılamaya ça­lıştılar. İnsanı düzeltmenin, toplumu düzeltmekle gerçekleşebileceğine inan­dılar.

 

Romantizmin en belirleyici özelliği, «sanatçının kendi yerini bulamadığı bir dünyadaki iç tedirginliğini, yeni bir toplumun özlemini yaratan güvensizlik ve kopmuşluk»tur. Bunu, bu akımın belirleyici özelliklerini Heinrich Heine’nin ünlü Harz Dağları adlı şiirinde görebiliriz:

 

Siyah setreler, ipekli çoraplar,

Beyaz, kibar kolluklar,

Nazik konuşmalar, kucaklaşmalar...

Ama ne olurdu biraz da kalpleri olsaydı!

Göğüslerinde kalpleri, kalplerinin içinde de

Sevgi, sıcak bir sevgi olsaydı...

Onların yalancı aşk acılarından söz açan dilleri

Beni kahrediyor.

Ben dağlara çıkmak istiyorum:

İyi kalpli insanları barındıran kulübelerin bulunduğu

İnsan göğsünün özgürce soluk aldığı,

Özgür rüzgârların estiği dağlara...

Bendağlara çıkmak istiyorum:

Koyu çamların boy gösterdiği,

Derelerin çağladığı, kuşların öttüğü,

Mağrur bulutların akıştığı dağlara...

Hoşça kalın ey cilalı, parlak salonlar

Ve onlar kadar dümdüz baylar, dümdüz bayanlar;

Ben dağlara çıkmak, yükseklerden

Sizlere bakıp gülmek istiyorum.

 

Şair, kentsoylu (burjuva) yaşamının boğuntulu havasından kurtulmak, doğanın sessizliğine ve güzelliğine sığınmak istiyor.

 

Kentsoyluların acıma duygusundan, yoksunluklarını,ikiyüzlülüklerini,yabancılaşmışlıklarını vurguluyor.Salonlara olan tiksintisini, kulübelere duyduğu sevgiyi belirliyor. Özgürlüğü doğada, kulübeleri barındıran dağlarda bulacağına inanıyor. «Salonlar ve saraylarla savaş, kulübelerle barış»bütün Romantikler gibi Heine’nin de yaslandığı görüş oluyor. Şiir böylesine bir yönelimin ürünüdür bir bakıma. Bu şiirdeki yönelimler Romantiklerin tümünde görülebilir.

 

Romantizm akımı değişik ülkelerde değişik biçimlerde çıkmıştır ortaya. Ancak belirttiğimiz bu özellikler değişmez genellikle. Nitekim Alman edebiyatına baktığımız zaman Romantizm akımının ilk izlerine XVIII. yüzyılın ikinci yarısında oluşan «coşkunluk» sözcüğüyle karşılayabileceğimiz Strum und Drang deviniminde rastlayabiliriz. Bu devinimin öncüleri olan Klopstock (1724-1803), Herder (1744-1803) Romantizmin müjdesini verirler.Ancak Romantizme giden kapıyı Dünya edebiyatının büyük adlarından biri olan Johann Wolfgang Goethe (1749-1832) olmuştur. Genç Werther’in Acıları adlı romanında döneminin acılarını, duygularını, duygusal bir dille sergilemiştir. VJilhelm Meister ve Wilhelm Meister’in Seyahat Yılları romanlarında da toplumun yeniden düzenlenmesi sorununa dokunur.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Romantizm

(coşumculuk)

 

1790'dan yaklaşık 1850'ye kadar Avrupa'da gelişim göstermiş büyük bir akım olan, edebiyatın, müziğin felsefenin görünümünü köklü bir şekilde değiştiren ve resimde bir yenilenmeye yol açan romantizm (fr. romantisme), belli bir tanıma girmeyen niteliğini korumakla beraber, var olmanın özgür bir ruh halini işaret etmektedir.

 

Edebiyatta romantizm

 

Romantizm bir edebiyat akımı olmanın ötesinde, 18.yy.sonu ile 19. yüzyıl başlarında Avrupa'da yer etmiş belli bir duyarlılığı belirtir. İngiltere ve Almanya'da doğan bu hareket Fransa ve Güney Avrupa ülkelerine (İtalya ve İspanya) biraz daha geç girmiştir. Klasik edebiyat akımına tepki olarak 18. yüzyılın sonlarında doğan ve Victor Hugo'yla birlikte büyük ün kazanan Romantizm, insanın yaratma özgürlüğü önündeki her şeye karşı durur. "En iyi kural, kuralsızlıktır" diyen romantikler, insanın duygularını, düş gücünü hayata geçirmesini ve insanı düzeltmenin toplumu düzeltmekle olabileceğini savunurlar.

 

İngiltere

 

İngiliz romantikleri yalnızca uygarlığın yapmacılığına, tarihin acımasızlığına değil, aynı zamanda köleliğin yeni biçimlerine, yabancılaşmaya, modern kapitalizm yolcuları acımasızca sömürmesine de karşı çıktılar. İlk kuşak İngiliz romantikleri William Blake (Masumluk Şarkıları, 1789), William Wordswoth (Olgunluk Şarkıları, 1794) ve Samuel Taylor Coleridge (Lirik Badlar, 1798) coşkuyla Fransız devrimcilerinin yanında yer almışlardır. İlk İngiliz romantizmi doğuya, kadınlık, çocukluk dünyasına yöneliktir.

İkinci romantik kuşak Lord Byron yaşamda duyulan acıyı dile getirmekte ya da asi kahramanların şarkısını söylemektedir. 1824'te başkaldıran Yunanlılar'ın arasında ölümüyle romantik umutsuzluğun simgesi olmuştur. Percy Bysshe Shelley doğada insan için bir avunma getirmiştir (Ode to a Nightingale). İrlanda melodilerin yazarı Moore ve onu izleyen ve yapıtıyla uluslararası başarı yakalayan Byron önemli romantiklerdir. Walter Scott "Göldeki Kadın-The Lady of the Lake, 1810" adlı tarihi romanıyla kendini kabul ettirmiştir.

 

Almanya

 

Alman romantizmin kaynakları 18. yüzyıla kadar uzanır. Klapstock ve Lessing yenilenmenin öncüleridirler. "Sturm und Drang" hareketinin kökennde de onların etkisi hissedirlir. Herder'in yanı sıra Goethe ve Schiller de bu hareketin içindedirler. Romantizm, Hödlerlin ve Jean-Paul gibi sonraki kuşağın temsilcilerinde daha belirgindir. Son romantikler arasında Eichendorff, Ludwig Uhland, Mörike ile romantizmden etkilenmekle kalmayıp bu hareketin tüm özlemlerini paylaşmayan Heine sayılabilir.

 

Fransa

 

Geçmişten devralınan her şeyin söz konusu edilmesine dayanan ve anlaşılması güç bir modernlik verilerine göre biçimlenen bu yeni duyarlılığın ortaya çıkış biçimleri Fransız Devrimi'nin hemen öncesinden başlayarak Fransa'da her dönemde varlığını sürdürdü. Fransa'da romantizm Rousseau ve Mme de Stael'i okuyan ve Chateaubriand'ı ustaları sayan kuşağı temsil eder. Romantizm Lamartin, sanatta özgürlüğü savunan Hugo, Vigny, Musset kendini kabul ettirdi ve Nerval, Gauter, P. Borel gibi sanatçıları etkiledi. Stendhal, Dumas gibi geçmişe yönelmek yerine içinde yaşadığı toplumu betimlemeyi yeğledi.

 

İtalya ve İspanya

 

İtalya ve İspanya'dan çıkan romantikler beklendiği kadar geniş bir çevreye yayılamadılar. Tarihsel koşulların etkisiyle, edebi hareket bu iki ülkede sıkı sıkıya siyasete bağlı kaldı. İtalya'da liberaller ve yurtseverler öncelikle, romantiklerdi. G. Brechet ve S. Pellico (Conciliatore'nin kurucuları) ile Manzoni (Nişanlılar) önemli temsilciler arasındadır. Büyük bir şair olan Leopardi döneme damgasını vururken Carducci de Risorgimento'nun bağımlı edebiyatına karşı çıkar. İspanyol romantizmi Rivas dükü ve José Zorrilla'nın oyunlarıyla tiyatroda etkili oldu. Ayrıca Espronceda'nın daha sonralarıyla Becaver'in şirleri önemli ürünlerdir.

 

Türkiye

 

Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra başlayan ve Batı edebiyatı örnek tutularak meydana getirilen Tanzimat edebiyatının (1859-1895) ilk yıllarında romantizm akımının başlıca kişilerinin başlıca yapıtları verildi. Hugo, Chateaubriand, Dumas; tiyatro alanında özellike Gothe ve Schiller anılabilir. Tanzimat edebiyatının pek çok yazar ve şairi (Ahmet Mithat, Namık Kemal, Şemsettin Sami, Abdulhak Hamit, Recaizade Mahmut Ekrem) romantizm akımının etkisindedirler. Namık Kemal'in İntibah romanı Kamelyalı Kadın'ın; Vatan yahut Silistre oyunu da Romeo ve Juliet'in etkisindedir. Edebiyat-ı Cedide döneminde Halit Ziya Uşaklıgil'nın Mai ve Siyah adlı romanındaki Ahmet Celal karakteri romantik yazarları okumak için özlem duyar. II.Meşrutiyet döneminden sonra Milli Edebiyat döneminde Yusuf Ziya Ortaç'ın Binnaz adlı oyununda Hugo'nun etkisi vardır.

 

Sanatta romantizm

 

Romantizm, resimde de kendini gösterdi ancak ifadesini biçimden çok düşüncede bulduğundan belirli bir üslup benimsemedi. Goya, Turner, Delacroix'in coşkunluğu kadar Blake'in yeni klasikçiliği ya da Delaruche'nin kurallara bağlı tarzı, Füssli'nin düşselliği, Biedermeier'in burjuva dünyası romantizm hareketinden kaynaklanır. Romantizm, klasikçilik kuramının önderi Ingrer'i de etkilemiştir. Doğa duygusuna metafizik bir anlam kattı, kimilerine bir renk zevki aşıladı, özneliği, melankoliyi, kaygıyı doruk noktasına çıkardı; akıldışı olanı savundu, gotik hayranlığını kamçıladı; doğuculuğu yüceltti; şövalye romanları, İskandinav sagaları ve Ossian'ın düzmece şarkılarında kendine konular aradı. Plutarkhos'un kişilerinin yerini, Shakspeare'in, W. Scott, Bryon, Goethe, Hugo'nunkiler aldı. Fırtınalar, gün batımları, uçurumlar, baykuşlar, kurukafalar, ürkmüş atlar, ikonografide önemli bir yer tutmaya başladı. İngiltere'de Edmund Burke'ün "A Philosophical Enquiry into the origine of our ideas of the sublime and Beautiful" adlı kitabıyla başlayan romantizm, Gainsbrarough'u son yapıtlarında ve bir ölçüde Reynolds, Reaburn, Lawrence'in büyük portrelerinde kendini gösterdi. Füssli (Kabus, 1782, Goethe museum, Frankfurt), Blake, J.Martin, S.Palmer'in yapıtlarında da hayal gücü önemli bir yer tuttu. Cozens, Cotman, Constabla gibi manzaracıların şiirsel anlatımı, Turner'da biçimlenip parçalanmasıyla kendini gösteren bir yoğunluk kazandı. İspanya'da romantizm Goya tarafından yüceltildi. Fransa'da Oors (Nasıra Savaşı, 1801, Nantes Müzesi) ile başlayan romantizm Gericalt (Madusa'nın şalı, 1819, Louvre) ve İngiliz Bonington ile devam etti. Amerika'da da A. B. Durand ve şair Coleridge'in dostu W.Allston'un adları sayılabilir

 

Edebiyat ve müzik

 

Romantikler, klasik sanatçıların müziğini öteki anlatım araçlarından ayrı bir sanat dalı olarak görmelerinin tam tersine müzik ve edebiyatı birleştirdiler. Shakspeare, Goethe, Hoffman gibi kişilerin metinlerinden esinlendiler. Goethe'nin Faust'u insanın yazgısı karşısındaki trajedisini dile getirmesinden dolayı bestecilerin gözdesi oldu. Berlioz'un Faust'un Lanetlenişi ve Liszt'in Faust Senfonisi, Faust eserinden ortaya çıkan bestelerdir.

 

Felsefe ve romantizm

 

18. yüzyılda Alman düşünürler felsefeyi bir doğa felsefesi ve sanat felsefesi olarak tanımlar. Romantizm, akılcı eleştiriden çok, canlı hatta bilinçdışı yaratma adı verilen öncelikle dikkat çeken felsefi bir uyralılığı dile getirir. Önemli ya da önemsiz birçok düşünür romantik olarak kabul edilebilir; ama felsefede romantik olguyu en yetkin biçimde Novalis ve Schelling dile getirmiştir; şair yanı daha ağır basan Novalis, eserlerini tamamlayamadan genç yaşta ölmüştür; Schelling ise metafizikçi ve sistematiktir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...